6 Haziran 2012 Çarşamba

Son Şampiyon: İspanya


Euro2012'nin başlamasına iki gün kaldı. Hazırlık maçları tamamlandı. Kadrolar belli oldu. Son şampiyon İspanya ise bu süreçte en çok yara alan takımların başında.

Daha sezon başında ayağı kırılan ve geçtiğimiz yıl ağustos ayından beri forma giymeyen David Villa kadroya alınmadı ve forvet hattı derin bir yara aldı. Buna defansın sigortası Carles Puyol'un sakatlığı eklenince ilk onbirin vazgeçilmez iki oyuncu daha turnuva başlamadan Del Bosque'yi yeni arayışlara itti.

David Villa'nın eksikliği 4-3-3'ten 4-2-3-1'e dönerek minimuma indirebilir ancak Puyol'un yokluğu baya sorun yaratacak gibi. Savunmada Pique'ye partner olarak Ramos düşünülüyor. Ramos bu pozisyona hiç yabancı değil bütün bir sezonu Real Madrid'de stoper oynayarak geçirdi ancak milli takımda genel olarak sağ bek oynuyordu. Belkide Del Bosque işleyen sistemi bozmaz ve bu sezon Athletic Bilbao'yla birlikte müthiş bir çıkış yakalayan Javi Martinez'i stopere koyar. Böylece Sergio Ramos'da milli takımda alışkın olduğu bölgeden ayrılmaz ve sistem çalışmaya devam eder. Aksi durumda Alvaro Arbeloa yada Juanfran'ın sağ beke geçmesi gerekir ancak iki oyuncuda Sergio Ramos kadar iyi birer hücumcu bek değiller. Bu arada kale zaten emin ellerde. Casillas, Valdes, Reina.

Orta saha İspanya'nın en güvenli bölgesi. Hatta turnuvada en iyi orta sahaya sahip takım. Son dünya ve kıta şampiyonu olmalarını sağlayan sistemin çalışmasını sağlayan oyuncularda zaten bu bölgedeki isimler. Onlar için elde edilecek sonuçlarda belirleyici olan Xavi, Iniesta, David Silva, Xabi Alonso, Busquets, Cazorla, Fabregas, Mata içinden hangi beşlinin sahada yer alacağı.

Forvet bölgesi ise bu turnuvada o kadar güven vermiyor. Daha önce söylediğim gibi David Villa zaten yok. Fernando Torres sezonun son anlarında toparlamaya başlasa da genel olarak kötü bir yıl geçirdi. Bu pozisyonda  ilk olarak Llorente'de ciddi bir aday ancak Basklı forvet İspanya'nın pas oyununa nasıl bir cevap verecek onu bilemiyoruz. Oyuna sonradan girerek üstün fiziğiyle yorulmuş rakip savunmalara karşı gayet iyi işler çıkartmıştı ancak ilk onbirde başladığında karşısında dirençli oyuncular bulacak ve bu performansı mutlaka düşüş gösterecektir.

Herşeye rağmen İspanyol oyuncular artık sadece kulüpsel ve bireysel anlamda değil milli takım bazında da kazanmayı bilen takım haline geldiler. İki büyük kupanın şampiyonu olarak bu turnuvaya gelecekler ve üçüncüyü de kazanarak bir tarih yazmak isteyeceklerdir. Bunu yapabilecek kadroya da sahipler ve önemli eksiklere rağmen hala turnuvanın en büyük favorisi onlar. Turnuvada İspanya'yı geçmeye aday çok fazla takım yok. En büyük aday Almanya. Bir diğeri ise Hollanda. Bu iki takım Portekiz ve Danimarka ile ölüm grubunda yer alıyorlar ve bir sürpriz yaparak gruptan çıkamazlarsa İspanya'nın şampiyonluk yürüyüşüne katkıda bulunabilirler. 

3 Haziran 2012 Pazar

Top Çizgiyi Geçti Mi Geçmedi Mi


Takımlar Euro 2012 öncesi son hazırlık karşılaşmalarına çıkarken FIFA, İngiltere - Belçika karşılaşmasında gol çizgisi teknolojisini denedi.

Wembley Stadı'nda Wellbeck'in golüyle İngiltere'nin 1-0 kazandığı karşılaşmada teknolojiden faydalanmayı gerektirecek herhangi bir pozisyon olmadı ancak FIFA bu denemeleri sıklaştırıp önümüzdeki yıllarda bu teknolojiyi mutlaka kullanacaktır. Şuan için birkaç firmayla ortaklaşa çalışılıyor ancak bu teknoloji her stadyumda kullanılabilir mi ? Orasını tam olarak kestiremiyorum. 

Portekiz - Türkiye Maçının Ardından


Herkes Euro 2012 için heveslenirken A milli takımımız seri hazırlık maçlarıyla bir sonraki turnuvaya hazırlanıyor. Bu hazırlık maçlarında en sağlam rakip olarak Portekiz vardı karşımızda. Diğerlerinden bahsetmeye gerek yok çünkü değerimizi ölçmek için uygun rakipler değillerdi
Portekiz takımı genel olarak santrafor dışında kalbur üstü forvet oyuncuları olan, Cristiano Ronaldo gibi fantastik bir oyuncuya sahip bir takım. Yaratıcı oyuncularıyla maçın başında bize oldukça zor anlar yaşattılar. Belkide bunun sebebi bizim defanstan çıkarken yaptığımız top kayıpları ve ülke genelinde alışık olmadığımız oyunu defanstan kurma düşüncesiydi. Bekir ve Ömer oyun kurmak istiyorum derken neredeyse hemen hemen her topu kaptırdılar. Portekiz aslında bu hatalardan ilk yarıda birkaç kez faydalandı ancak Almeida'nın beceriksizliği ve yanlış tercihleriyle ilk yarıda gol yemedik. Hazırlık maçlarında kimsenin böylesine çıkış yapmasını beklemediği Almanya Bundesliga 2'de çok başarılı bir sezon geçiren Sercan Sararer ise sol kanattan getirdiği topu Umut Bulut'la buluşturdu ve takımımızın ilk yarıyı 1-0 önde kapatmasını sağladı. Bu arada ilk yarıda Almeida'nın kafa vuruşunda ve Hamit Altıntop'un rakip yarı saha ortasından kullandığı serbest vuruşta top direkten döndü.

İkinci yarıda ayakları biraz daha fazla yere sağlam basan bir milli takım izledik sahada. Genel olarak oyunun kontrolü yine Portekiz'deydi ancak bizde de formda bir Umut vardı. Burak Yılmaz'la yaptığı hücum presi sonrası topu kaptılar ve eski partnerinin pası sonrası ceza sahası önünde sağ çaprazdan çok sert bir şutla kendisinin ve takımımızın 2. golünü attı Umut. Bu pozisyonda rakip kaleci topu göremedi bile. 2-0'dan sonra Portekizli taraftarlar takımlarını ıslıklamaya başladı. Derken Nani'nin ceza sahası içinde sağ çaprazdan şutuyla Portekiz'in golü geldi ve farkı bire indi. Yaklaşık on dakika sonra Portekiz'in kazandığı penaltı atışında kalecimiz Volkan Demirel, Cristiano Ronaldo'nun şutunu kurtardı ve beraberliğe izin vermedi. Maçın sonuna doğru her iki takımdan da arka arkaya değişiklikler geldi ve oyun aslında orada bitmişti ancak bu sezonun en iyi ismi Selçuk İnan'ın sağ kanattan ortasında Umut rakip defansı bozdu ve kale çizgisi üzerinde bir karambol yaşandı. Defansın uzaklaştırmak istediği top Pepe'ye çarptı ve ağlarla buluştu.

Teknik direktörümüz Abdullah Avcı'nın deyimiyle oyun olarak Hollanda'ya çok benzediği için hazırlık maçı yaptığımız Portekiz'i Euro 2012 öncesi uyarmış olduk. Maç öncesinde Portekiz'in bu kadar kötü oynayacağını düşünmüyordum. Euro 2012'de Hollanda, Almanya ve Danimarka ile ölüm grubunda mücadele edecek Portekiz bu futbolla galibiyet çok zor alır hatta puan bile alamayabilir.

İşin milli takımımız kısmına dönecek olursak evet Abdullah Avcı'nın gelişiyle birlikte gerçek değerini hatırlamaya başlayan bir takım olmaya başladık ancak bu oyun bizi şımartırsa Portekiz ile uzaktan yakından alakası olmayan Hollanda aklımızın başına gelmesine sebep olacak şeyler yapabilir. Oyunu geriden kurma konusunda çok eksiklerimiz var dün gece Portekiz biraz şanslı olsaydı sadece bu hatalardan birkaç gol birden bulabilirdi. Ayağa pas oyunu oynamak istiyoruz ancak bu oyunu henüz 2. bölgeye bile taşımakta zorluk yaşıyoruz. Belkide pas oyununu en iyi oynayabilecek oyuncular olarak Nuri Şahin ve Selçuk İnan'ı ilk 11'de daha fazla denemeliyiz.

Çok güzel olmasa bile dün akşam oynanan oyundan sonra ise Euro 2012'de bizden daha iyi olmayan en az beş takımı izleyecek olmamız ise bizi kahreden bir başka unsur. Her turnuvaya katılamasakta katıldığımız turnuvalarda bıraktığımız izlere bakacak olursak Polonya-Ukrayna turnuvasında da adımızdan çokça söz ettirebilirdik. Malesef bu turnuvada da sempati duyduğumuz ülkelerden birini takip etmek zorunda kalacağız.

2 Haziran 2012 Cumartesi

Vay AMK

Sonunda bu da oldu. Artık AMK isimli bir spor gazetemiz var. 9 Haziran'dan itibaren gazete bayilerinden alabilirsiniz. Adından dolayı pek ciddiye alınmayacaktır ama umarım transfer döneminde photoshopla futbolculara forma giydirmekten fazlasını yaparlar.

Marka Değeri Dediğin Böyle Olur


Son yıllarda futbol dünyamızın moda sözü ''marka değeri''. Ancak futbolda geçtiğimiz sezondan beri yaşadığımız şike soruşturması, Euro 2008 sonrası kulüpler ve milli takımlar seviyesinde alınan başarısız sonuçlarla içi oldukça boşalmış bir söz bizim için.

Bu durum herkes için geçerli değil tabi. Seyirci sayısını her geçen gün arttıran takımlar, ligler var. İspanya Ligi'de İngiltere Premier Ligi'yle birlikte bu konuda başı çekiyor. Marka değerini ve seyirci sayısını arttırmak için bu sezon pazar günü bir maçı öğlen saat 1'e alarak ilk adımı attılar ki akşam yemeğini gece 11'de yiyen, hayatın sabaha karşı 4'te bittiği ve meşhur öğlen uykuları olan ''siesta'' saatlerinde yapıyorlar bunu. Maç saatindeki bu değişiklikle beraber Asya seyircisini zaten yakalamışlardı. Çin'le yaptıkları anlaşmayla birlikte turnayı gözünden vurmuş oldular. 2012-2013 sezonuyla birlikte lig şampiyonu ile kupa şampiyonunun karşılaştığı İspanya Süper Kupası maçları tam 7 sezon boyunca Pekin'de oynanacak. Bu 7 sezonluk anlaşmanın ilk maçının ise El Clasico'ya denk gelmesi şans mı yoksa bunu mu beklediler bilinmez ama zaten herkesin çok yakından takip ettiği bu eğlenceli ligi Asyalılar artık daha yakından takip edecek. Ayrıca İspanya Futbol Federasyonu'nun bu anlaşma sonrası kasasına 51 milyon Dolar koyacak.

About