İspanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İspanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Temmuz 2013 Pazartesi
Brezilya Kupayı Kaptı!
Aslında Gezi eylemleri sebebiyle ilk bölümüyle ilgilenmek istemediğim, çeyrek finalden sonra dikkatimi çeken bir Konfederasyon Kupası oldu. İspanya'nın eski arzusuna sahip olmadığını ve bazı futbolcular yaşlandığı için özellikle bu tarz balon turnuvalarda potansiyellerinin tamamını sergilemediğini / sergilemek istemeyeceğini söyleyebiliriz. Karşı tarafta ise oldukça uzun zamandır dünya futbolunun zirvesinden uzakta kalan, tamamen yenilenmiş ve teknik direktörlük koltuğuna da yeniden getirilmiş Scolari'li Brezilya vardı.
Maç ile ilgili beklentim Brezilya'nın kazanmasıydı. Ancak bu kadar baskın bir fark olacağını tahmin etmiyordum. İlk dakikada gelen gol olmasa bile Brezilya maç içinde bir çığ gibi büyüyerek İspanya'nın üzerine çöktü. Tabiki David Luiz'in garip bir şekilde çizgiden çıkardığı top, Sergio Ramos'un maç içinde penaltı kullanıp kaçırması gibi enteresan kırılma anlarını saymazsak...
Maçta Brezilya'nın skoruyla oyunun paralel olduğunu söyleyebiliriz. Ancak İspanya, bir yıl sonraki asıl kupa için yine en büyük favorilerden olacaktır çünkü konfederasyon kupaları hiçbir zaman dünya kupalarına ayna bir organizasyon olmamıştır. Ama bu efsane bir 90 dakika oynayan Brezilya izlediğimiz gerçeğini de değiştirmez.
22 Temmuz 2012 Pazar
İspanya Olimpiyat Takımı Forması
Tasarımcısına mı laf söylesem, formaya okey veren federasyona mı bilemedim. İspanya Londra Olimpiyatları'nda bu formayı giyecekmiş. Juan Mata, bu formayı giyip de nasıl tebessüm edebilmiş anlamak güç!
2 Temmuz 2012 Pazartesi
Dominantlığın Böylesi
Ve bitti. İspanya, İtalya'yı turnuvanın en farklı skoruyla 4-0 yenerek kupaya uzandı. Arka arkaya üç uluslararası kupayı kazanarak da bu alanda kırılması zor kırılacak olan bir rekorun sahibi oldu. Euro 2008, World Cup 2010, Euro 2012.
Turnuvanın başında favoriydi İspanya ancak sakatlıkların ve rakip takımların defans dörtlüsünün önüne bir dörtlü daha koyarak oluşturduğu duvarı aşmakta zorlanınca ayağa pas oyunları zevk vermez hale gelmişti. Bu herkesin İspanya'nın artık tahtından inme zamanı geldiğine inanmasına sebep oldu. İtalya ise defansif oyununun üzerine keyifli oynamaya da başlayınca hem maçları hem de tarafsız kesimin sempatisini kazanmayı başardı.
İki ekibin gruptaki karşılaşmasında İtalya, rakibine karşı daha üstün bir futbol sergileyince ve finale kadar gösterdikleri performanslar da düşünülünce İtalya sempatiyle birlikte biraz daha öne çıkar gibi oldu. Ancak final maçı başladığında İspanya, o eski dominant yüzünü tekrar gösterdi. Pique-Ramos ikilisi Balotelli ve Cassano'yu sahadan sildi. Xavi, turnuvadaki en iyi oyununun yanında defansif anlamda Pirlo'yu müthiş kitledi. Boğalar yakaladıkları pozisyonları da değerlendirince ilk yarı 2-0'lık üstünlük geliverdi. İkinci yarının henüz başlarında İtalya 3. değişiklik hakkını kullanmıştı ancak Motta sakatlandı ve zaten 2-0 geride olan İtalya aynı zamanda sahada eksik kaldı ve değişiklik hakkı da kalmadığı için maç zaten orada bitti. İspanya kalan dakikalarda önde basmak mı dersin, verkaçlar mı dersin, topla birlikte sıfıra kadar inmek mi dersin her türlü varyasyonu deneyerek kendi açılarından oldukça zevkli bir oyun sergiledi. Maçın bitimine doğru 2 gol daha bularak da finali 4-0 kazandı. Bu 4-0'lık skor Avrupa Futbol Şampiyonası'nın en farklı final skoru olarak tarihe geçti.
David Villa ve Carles Puyol gibi aslında ilk onbir futbolcularının sakatlık sebebiyle yer almadığı turnuvanın finalinde hemde 92 senedir resmi karşılaşmalarda yenemediği(90 dakikalar içinde) bir takıma karşı 4 farklı skor yakalayabilen İspanya, 27.2 gibi futbolcuların en verimli çağlarında olduğu bir yaş ortalamasının da verdiği avantajla uzun yıllar daha devam edebilecek bir hanedanlığa sahip olduğunu ispatladı.
30 Haziran 2012 Cumartesi
28 Haziran 2012 Perşembe
İspanya Yine Finalde
Yarı final maçında İspanya, normal süresi ve uzatmaları 0-0 biten karşılaşmada Portekiz'i penaltılar sonunda 4-2 yenerek finale yükseldi. Artık Boğalar'ın Euro 2008 ve 2010 Dünya Kupası'nda sonra arka arkaya 3. kupayı almak için önlerinde sadece tek bir maç kaldı.
Tekrar maça dönecek olursak aslında Portekiz fırsat tepti çünkü İspanya turnuva başından beri en kötü oyununu oynadı. İspanya'nın o bilinen ve bazılarının canını sıkmaya başlayan pas trafiği her ne kadar devam etsede bunu artık rakip ceza sahasında o kadar da iyi yapamıyorlar. Portekiz, rakibin bu gerilemesine ek olarak pas kanallarını da keserek İspanya'nın biraz daha tutuk bir futbol oynamasını sağladı. Sağladı sağlamasına ama İspanya sadece iyi pas yapabilen değil aynı zamanda çok da iyi savunma yapabilen bir takım. Bu kadar etkisiz oynadıkları 120 dakikayı neredeyse rakip takıma pozisyon vermeden tamamladılar.
Portekiz teknik direktörü Paulo Bento, tahmin ettiğimden çok daha başarılı bir turnuva geçirdi ancak penaltıcı seçme konusunda sınıfta kaldı. Elinde Cristiano Ronaldo gibi bir futbolcu varken onu 5. penaltıcı yapıp takımın iki stoperini 3 ve 4. penaltıcı olarak seçti. Belki bunu bizzat CR7 istemiş olabilir ancak Bento'nun herşeye rağmen buna izin vermemesi gerekirdi.
24 Haziran 2012 Pazar
Fransa Geri Vites Yapınca
Çeyrek final eşleşmeleri belli olunca İspanya'nın, Fransa karşısında oyun olarak net bir üstünlük kuracağını tahmin etmiştim ancak bu kadar da değil be kardeşim.
Aslında Ukrayna karşısındaki başarılı onbiri sahaya sürseydi en azından bu kadar tek taraflı bir 90 dakika izlemezdik ama Laurent Blanc, takımı son grup maçında aldığı İsveç mağlubiyetinden sonra kadroyu tamamen savunmacılardan kurmuş ve önceliğim gol yememek, atarsam da ne ala onbiriyle sahaya çıkmış. Ama İspanya'ya karşı işler öyle yürümüyor işte. Maç başlar başlamaz rakip oyuncuları küstüren ayağa pas oyununa başladılar mı Fransa gibi savunma kurgusunu maç maç değiştiren takımlar mağlubiyete mahkum oluyorlar.
İspanya maçı 2-0 kazanırken oyun olarak dominant ötesi olmasına rağmen bunu skora yansıtamadı. 19. dakikada öne geçtiler ancak ikinci gol için maçın uzatma dakikalarına kadar beklemek zorunda kaldılar. Bu bekleyişin en büyük sebebi ise Fransa'nın mağlup duruma düşse bile sekiz kişilik savunma hattını bozmamasıydı. İkinci yarı biraz daha istekli gibi görünselerde bunu pratiğe dökemediler.

Maça biraz da İspanya açısından bakacak olursak hiç zorlanmadılar. Pas yaparken hiç baskı yemediler ama ileri uçta David Villa'yı yine aradılar.
Maçın adamı Xabi Alonso ise, 100. kez milli formayı sırtına geçirdiği mücadelede iki gol birden atarak bu güzel anı taçlandırdı.
6 Haziran 2012 Çarşamba
Son Şampiyon: İspanya
Euro2012'nin başlamasına iki gün kaldı. Hazırlık maçları tamamlandı. Kadrolar belli oldu. Son şampiyon İspanya ise bu süreçte en çok yara alan takımların başında.
Daha sezon başında ayağı kırılan ve geçtiğimiz yıl ağustos ayından beri forma giymeyen David Villa kadroya alınmadı ve forvet hattı derin bir yara aldı. Buna defansın sigortası Carles Puyol'un sakatlığı eklenince ilk onbirin vazgeçilmez iki oyuncu daha turnuva başlamadan Del Bosque'yi yeni arayışlara itti.
David Villa'nın eksikliği 4-3-3'ten 4-2-3-1'e dönerek minimuma indirebilir ancak Puyol'un yokluğu baya sorun yaratacak gibi. Savunmada Pique'ye partner olarak Ramos düşünülüyor. Ramos bu pozisyona hiç yabancı değil bütün bir sezonu Real Madrid'de stoper oynayarak geçirdi ancak milli takımda genel olarak sağ bek oynuyordu. Belkide Del Bosque işleyen sistemi bozmaz ve bu sezon Athletic Bilbao'yla birlikte müthiş bir çıkış yakalayan Javi Martinez'i stopere koyar. Böylece Sergio Ramos'da milli takımda alışkın olduğu bölgeden ayrılmaz ve sistem çalışmaya devam eder. Aksi durumda Alvaro Arbeloa yada Juanfran'ın sağ beke geçmesi gerekir ancak iki oyuncuda Sergio Ramos kadar iyi birer hücumcu bek değiller. Bu arada kale zaten emin ellerde. Casillas, Valdes, Reina.
Orta saha İspanya'nın en güvenli bölgesi. Hatta turnuvada en iyi orta sahaya sahip takım. Son dünya ve kıta şampiyonu olmalarını sağlayan sistemin çalışmasını sağlayan oyuncularda zaten bu bölgedeki isimler. Onlar için elde edilecek sonuçlarda belirleyici olan Xavi, Iniesta, David Silva, Xabi Alonso, Busquets, Cazorla, Fabregas, Mata içinden hangi beşlinin sahada yer alacağı.
Forvet bölgesi ise bu turnuvada o kadar güven vermiyor. Daha önce söylediğim gibi David Villa zaten yok. Fernando Torres sezonun son anlarında toparlamaya başlasa da genel olarak kötü bir yıl geçirdi. Bu pozisyonda ilk olarak Llorente'de ciddi bir aday ancak Basklı forvet İspanya'nın pas oyununa nasıl bir cevap verecek onu bilemiyoruz. Oyuna sonradan girerek üstün fiziğiyle yorulmuş rakip savunmalara karşı gayet iyi işler çıkartmıştı ancak ilk onbirde başladığında karşısında dirençli oyuncular bulacak ve bu performansı mutlaka düşüş gösterecektir.
Herşeye rağmen İspanyol oyuncular artık sadece kulüpsel ve bireysel anlamda değil milli takım bazında da kazanmayı bilen takım haline geldiler. İki büyük kupanın şampiyonu olarak bu turnuvaya gelecekler ve üçüncüyü de kazanarak bir tarih yazmak isteyeceklerdir. Bunu yapabilecek kadroya da sahipler ve önemli eksiklere rağmen hala turnuvanın en büyük favorisi onlar. Turnuvada İspanya'yı geçmeye aday çok fazla takım yok. En büyük aday Almanya. Bir diğeri ise Hollanda. Bu iki takım Portekiz ve Danimarka ile ölüm grubunda yer alıyorlar ve bir sürpriz yaparak gruptan çıkamazlarsa İspanya'nın şampiyonluk yürüyüşüne katkıda bulunabilirler.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






