10 Ekim 2012 Çarşamba

Bob Marley Başkan


Tabiki topçunun da kralıydı...

Zlatan vs Tümer



Acaba modayı hangisi başlatmış?

6 Ekim 2012 Cumartesi

İdeal Kadro Kurulamayınca

Galatasaray ideal kadrosunu yine sahaya süremediği bir maçta daha puan kaybetti. Braga mağlubiyetinin ardından Hamit sakatlıktan kurtuldu derken bu sefer de Elmander sakatlandı ve takımın omurgası yine esas oyuncular tarafından oluşturulamamış oldu. Milli takım arası sakatların iyileşmesi ve yeni sistemin oturtulması açısından bir avantaj olabilir.

Tekrar maça dönelim. Elmander'in oynamadığı maçlarda Umut, Burak ikilisi yeterli derecede orta sahaya yardımcı olamadıkları için ofansif açıdan Selçuk ve Melo'nun geçen yıl sergiledikleri performansları izleyemiyoruz. Ayrıca geçtiğimiz yıl Engin'in topla dikine bindirmelerini de arıyor Galatasaray. Emre Çolak, henüz bunu tam anlamıyla yapamıyor. Yaptığı anlarda ise hız olarak Engin seviyesine çıkamıyor. Bu da rakip savunmanın yerleşmesi için lazım olan süreye sahip olması anlamına geliyor ve pozisyonlar olgunlaşamadan bitiyor.

Ayrıca takım olarak henüz tecrübeli sıfatını kullanamıyoruz Galatasaray için. Maçın 89. dakikasında 1-0 önde olmasına rağmen, kötü bir gününde olduğunu bilmesine rağmen ikinci gol için Allah Allah nidalarıyla atağa çıkıp rakibinin 5-6 kişiyle kontra atak yakalamasına sebep oldular. Bu da yetmezmiş gibi altıpas içinde rakibin arka arkaya 4 tane şut çekmesine izin verdiler ki artık o pozisyondan sonra Muslera soyunma odasında ne dese haklıdır. 

Eskişehir'e de hakkını vermek lazım. Galatasaray'ın hiçbir zaman maçı koparmasına izin vermediler. Belki golü rakibin muazzam hatasıyla atıp son dakikada beraberliği yakalamış olabilirler ama yedikleri golün de karambolden doğduğunu düşünürsek hak yerini buldu diyebiliriz. 

Bugün iki takım da bir puana razı futbol sergilediler ve 90 dakika boyunca sergiledikleri futbolla da istediklerini almış oldular. 

4 Ekim 2012 Perşembe

Şampiyonlar Ligi'nde Beraberlik

Şampiyonlar Ligi'nin belli başlı oturmuş standartları var. Seviyesi çok farklı olduğun için geçtiğimiz sene gruplarda mücadele eden Borussia Dortmund ve Manchester City gibi takımlar gruplarından çıkamadılar. Onların bile bu seviyeye alışabilmeleri için bir sezonluk ısınma turu atmaları gerekti. Aynı gruptalar ve grubun en büyük favorisi ise Real Madrid. Yani geçtiğimiz sezonun Almanya yada İngiltere şampiyonu muhtemelen yoluna Avrupa Ligi'nde devam edecek.

Peki nedir bu ŞL standartı? Üzerinde düşündüğümde en mantıklı cevabı Mehmet Demirkol'dan alıyorum. Mehmet Demirkol her ŞL maçı öncesinde ve sonunda beraberliğin ne kadar önemli olduğundan bahseder. O bahseder ancak bizler 0-0'ı yada beraberliği beğenmeyiz. Belkide beğenmeye başlamalıyız. Mehmet Demirkol'un ne demek istediğini anlayabilmek için Lucescu'nun Galatasaray'daki ikinci yılını hatırlamakta fayda var diye düşünüyorum.

2001-2002 sezonunda Lucescu'nun Galatasaray'ı sezona müthiş ayrılıklarla başlamıştı. Bir önceki sezon Hakan Şükür ayrılığının ardından bu sefer Okan, Emre, Taffarel, Popescu, Hagi ve her şeye rağmen Jardel gibi isimler takımdan ayrılmıştı. Buna rağmen adı sanı bilinmeyen adamlarla Lucescu'nun Galatasaray'ı ilk tur gruplarını başarıyla tamamlamış ve 2. tur gruplarında Barcelona, Liverpool ve Roma ile mücadele etmişti(Bu grup hala ŞL'nin en heyecan verici grubu olarak kabul edilir). O, kimsenin artık eskisi gibi olamaz dediği Galatasaray ilk 5 maç sonunda 5 beraberlik almıştı. Ali Sami Yen'de oynanacak son maçta rakip Barcelona'ydı ve alınacak bir galibiyet Galatasaray'ı bir kez daha en üst seviyenin çeyrek finaline taşıyacaktı. İşte bunu sağlayacak olan şey Mehmet Demirkol'un vurguladığı beraberlik mottosuydu. Hem üst düzey hemde kısa süreli bu turnuvalarda mağlubiyetler çok şey kaybettireceğini çok iyi bilen Lucescu, geride iyi kapanan ve ani ataklarla sonuca gitmek isteyen bir Galatasaray yaratmıştı. O son maça kadar bütün sistem çok iyi işledi ancak son maçta Barcelona'ya 1-0 kaybeden Galatasaray elendi ve bir daha hiç o seviyeye çıkamadı. 

Peki Fatih Terim Lucescu'nun bildiğini bilmiyor mu? Tabiki biliyor ancak Fatih Terim, Lucescu kadar şanslı değil çünkü elinde ciddi anlamda ŞL tecrübesine sahip Hamit ve Eboue'den başka oyuncusu yok(Cris'in sezon başı planları arasında yer almamasından dolayı iki ismin yanına eklemedim). Herşeye rağmen Fatih Terim'in 2012 model Galatasaray'ı o dönemden bu yana o seviyelere çıkabilecek en uygun kadro. Oyuncular beraberliğinde iyi skor olduğunu öğrenmesiyle birlikte Avrupa standartında bir Galatasaray izleyebiliriz. Burada tek sorun ise bu anlayışın zihinlere kazınmasına kadar sancılı bir süreç yaşanacağı. 

Bu tecrübesizliğe rağmen Galatasaray, Cluj maçlarından alınacak puanlarla tekrar grupta iddialı bir konuma gelebilir. Hatta 6. maçlar onunda gruptan çıkıp yoluna devam da edebilir. Tecrübenin başarıyla kazanılması tabiki muhteşem olur ancak gruplarda başarısız olunduğunda takımdan ümitlerin kesilmemesi gerekir. Çünkü kimsenin unutamadığı 2000 kadrosunun da kupaya uzanmak için gereken tecrübeyi kazanmak için ŞL'den 3 sezon arka arkaya elenmesi gerekmişti.

3 Ekim 2012 Çarşamba

Tecrübesizlik



Şampiyonlar Ligi'nin bir mottosu vardır. Mehmet Demirkol'un sıklıkla vurguladığı... Yenemiyorsan yenilmeyeceksin. Yani 0-0 cepte oynayacaksın. Galatasaray, bugün oyun içinde rakibini bir Şampiyonlar Ligi takımı değil Süper Lig takımı olarak gördüğü için 0-0'ın önemini unutup rakibine 3 puanı hediye etti.

Braga'ya da hakkını vermek lazım. Orduspor maçını iyi analiz etmişler ve merkezde kalabalık durarak Selçuk'un etkinliğini sıfıra indirdiler. Takımın bir beyni rakip tarafından etkisiz hale getirilirken tam da istenen seviyeye gelmeye başlayan Hamit'in sakatlık sebebiyle kadroda yer almaması; isteyen, arzulayan ancak beceri gösteremeyen ve dakikalar ilerledikçe morali bozulan bir takım izlememize sebep oldu. Aynı görevi ters kanatta Emre Çolak üstlenmeye çalıştı ancak tecrübesizliği buna engel oldu. Diğer kanattaki Amrabat'ın da yokları oynamasıyla Selçuk ve Melo ikilisi bu sezon sıklıkla gördüğümüz gibi rakip orta saha arasında kaybolup geçen sezonki içe dalışları yapamaz, derin pasları atamaz oldular. Orta ikili bunları yapamayınca da ileri ikili Umut ve Burak'ta domino taşları misali etkisiz bir 90 dakika geçirdiler.

Bu mağlubiyetle birlikte Cluj'u iki maçta da yenmek yetmeyebilir. Artık hem Manchester United'ın Braga'yı iki maçta da yenmesini bekleyeceğiz. Ayrıca hala içeride yenmemiz gereken Manchester United'ı da unutmamak gerek.

İşimiz artık çok zor. Ve Braga karşısında görüldü ki bu tecrübe düzeyinde Hamit'in geri dönmesi şart.Oyun içinde iki sürükleyici oyuncunun (Hamit ve Selçuk) yer alması hem asimetrik 4-4-2'nin çalışması hem de Selçuk'un pas kanallarının daha açık hale gelmesi Galatasaray'ın geçen sene başarılı olmasını sağlayan coşkunun geri dönmesini sağlayacaktır.


About