Şampiyonlar Ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şampiyonlar Ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mart 2013 Cuma

Drogba'nın Selçuk Trolllemesi

GSTV, Şampiyonlar Ligi çeyrek finalinde Real Madrid ile eşleşen takımımızın yıldızı Selçuk'la röportaj yaparken Drogba müdahalesini yapıyor :)



30 Ocak 2013 Çarşamba

2013 Şampiyonlar Ligi Final Topu


İngiltere Futbol Federasyonu'nu 1863 yılında kurulmuştur. 150. yıl kutlamaları sebebiyle 2011'den sonra tekrar Webley'de oynanacak Final için üretici sponsor Adidas'ın tasarladığı top ise oldukça hoş görünüyor.

21 Kasım 2012 Çarşamba

Galatasaray 1-0 Manchester United


Aslında koregrafi maçın özeti gibiydi. 1993 yılındaki eşleşmeye atıfta bulunan Ultraslan, galibiyetin parolasını çıkarmıştı. İlk yarı o kadar olmasa da ikinci yarı güzel futbol ve Burak'ın golüyle gelen galibiyet Şampiyonlar Ligi serüveninin devam etmesini sağladı.


20 Kasım 2012 Salı

Manchester United Maçına Saatler Kala


Tam wallpaperlık bir çalışma olmuş. Resmi siteyi tebrik etmek gerek. Arka fonda çalan ŞL müziğiyle birlikte enfes.

8 Kasım 2012 Perşembe

Sonunda 3 Puan

Galatasaray, Kayserispor ile İBB maçlarında farklı anlayışlarla sahaya çıktığında şaşkınlık içinde olanlar çoğunluktaydı. Cluj maçıyla birlikte bu şaşkınlık yerini bünyede rahatlamaya bıraktı.

Öne geçmenin verdiği avantajı uzun süre kullanan Galatasaray, kalesinde golü gördükten sonra daha önceki üç maçtaki gibi paniğe kapılmadı ve arka arkaya bulduğu iki golle maçı tamamladı ve ŞL'nin ilk galibiyetini elde etti. Bu galibiyet Manchester United'ın Braga'yı deplasmanda mağlup etmesiyle birlikte Galatasaray'ı birden grubun ikinci sırasına yerleştirdi.

Trabzonspor'dayken de Galatasaray'a transfer olduktan sonra da eleştirilen Burak Yılmaz, yaptığı hat-trickle ŞL'deki gol sayısını 4'e çıkardı ve en azından yersiz eleştirileri uzun bir süre sonlandırmış oldu. Bir parantez de Burak'ın attığı ilk iki golde asist yapan Hamit'e ve orta sahada geçtiğimiz sezon Melo'dan sık sık izlediğim performanslardan birini izlememizi sağlayan Yekta'ya açmak lazım. Her iki futbolcuda galibiyetin baş mimarlarındandı.

Şimdi sırada gruptan çıkmayı garantileyen Manchester United ile TT Arena'da oynanacak karşılaşma var. Sir Alex Ferguson'un böyle maçlara ciddi rotasyonlar yaparak çıktığını düşünürsek önümüzdeki maç karşımızda İngiltere'dekine oranla daha farklı bir Manchester United görebiliriz. Alınacak bir galibiyetle de 2. tur adına gerçek anlamda avantajlı konuma geçebiliriz.

Baskılı futbolun yanında beraberliği de iyi oynadığımızda neler yapabileceğimizi bu maçta çok iyi gördük. Tabiki Manchester United ve Braga'yı Cluj ile bir tutamayız ancak unutmamakta fayda var ki Cluj karşısında izlediğimiz Galatasaray'da potansiyelinin tamamını sergilemiş bir Galatasaray değildi.

3 Ekim 2012 Çarşamba

Tecrübesizlik



Şampiyonlar Ligi'nin bir mottosu vardır. Mehmet Demirkol'un sıklıkla vurguladığı... Yenemiyorsan yenilmeyeceksin. Yani 0-0 cepte oynayacaksın. Galatasaray, bugün oyun içinde rakibini bir Şampiyonlar Ligi takımı değil Süper Lig takımı olarak gördüğü için 0-0'ın önemini unutup rakibine 3 puanı hediye etti.

Braga'ya da hakkını vermek lazım. Orduspor maçını iyi analiz etmişler ve merkezde kalabalık durarak Selçuk'un etkinliğini sıfıra indirdiler. Takımın bir beyni rakip tarafından etkisiz hale getirilirken tam da istenen seviyeye gelmeye başlayan Hamit'in sakatlık sebebiyle kadroda yer almaması; isteyen, arzulayan ancak beceri gösteremeyen ve dakikalar ilerledikçe morali bozulan bir takım izlememize sebep oldu. Aynı görevi ters kanatta Emre Çolak üstlenmeye çalıştı ancak tecrübesizliği buna engel oldu. Diğer kanattaki Amrabat'ın da yokları oynamasıyla Selçuk ve Melo ikilisi bu sezon sıklıkla gördüğümüz gibi rakip orta saha arasında kaybolup geçen sezonki içe dalışları yapamaz, derin pasları atamaz oldular. Orta ikili bunları yapamayınca da ileri ikili Umut ve Burak'ta domino taşları misali etkisiz bir 90 dakika geçirdiler.

Bu mağlubiyetle birlikte Cluj'u iki maçta da yenmek yetmeyebilir. Artık hem Manchester United'ın Braga'yı iki maçta da yenmesini bekleyeceğiz. Ayrıca hala içeride yenmemiz gereken Manchester United'ı da unutmamak gerek.

İşimiz artık çok zor. Ve Braga karşısında görüldü ki bu tecrübe düzeyinde Hamit'in geri dönmesi şart.Oyun içinde iki sürükleyici oyuncunun (Hamit ve Selçuk) yer alması hem asimetrik 4-4-2'nin çalışması hem de Selçuk'un pas kanallarının daha açık hale gelmesi Galatasaray'ın geçen sene başarılı olmasını sağlayan coşkunun geri dönmesini sağlayacaktır.


20 Eylül 2012 Perşembe

Yenilgiden Gelen Kazanımlar

Tam 6 yıl aradan sonra tekrar Şampiyonlar Ligi'nde oynuyor olmanın verdiği heyecanın yanı sıra onbirin yarısının ilk kez Şampiyonlar Ligi'nde yer almış olmasının verdiği dezavantaj sebebiyle kaybedildi ilk maç.

Manchester United'ın tecrübesi ve Galatasaray'ın tecrübesizliği ilk 10 dakikada kendisini gösterdi ve Galatasaray ancak skor 1-0 olduktan sonra uyanabildi.

Türkiye'de alıştığımız yavaş, sıkıcı, faullerle zırt pırt duran oyunun bünyeye kattığı ağırlık Manchester United'ın hızlı akınlarında o kadar çok kendini gösterdi ki geçen sene takımı taşıyan Melo, 60'dan sonra dili dışarda gezmeye başlamışken Selçuk İnan ise Melo'nun açıklarını kapatmaya çalışmaktan hücuma bakamadı bile. Manchester United ise topu Valencia'ya verip ceza sahasına koşarak buldu bütün pozisyonlarını.

Ama tüm bunlar umutsuzluğa kapılmak için sebep olmamalı çünkü gerçekten de gelecek adına heyecanlanmak için önemli işler yapıldı sahada. Belli ki Dany-Semih ikilisinde ısrar edilirse savunma güvende olacak. Orta sahada Melo istenen fizik standardı yakaladığı an hem Selçuk'u hem takım savunmasını rahatlatacak ve böylece etrafındaki oyuncular daha güvenle hücuma çıkabilecek. Amrabat'ın ise yapması gereken çok fazla şey var. Evet Türkiye standartlarında hemen hemen her maç goller ve asistlerle istatistikleri sallayabilir ancak Şampiyonlar Ligi için seviye değil çağ atlaması gerekiyor. Kanat bekine yardım etmediği her dakika forma Emre Çolak'a biraz daha yakın olacaktır. Hamit'in günden güne artan kondisyonu bugün neredeyse zirveye ulaştı. Oynadığı oyunla da sonunda kapakları gereken yerlere gönderdi. UEFA'da kendisini maçın adamı seçerek gerekeni yaptı. Burak ise oyununu çeşitlendirip son vuruşlarını geliştirdiği anda Şampiyonlar Ligi seviyesinde bir forvete dönüşebilecektir.

Maçla ilgili gözlemlerden çıkıp genele bakacak olursak gruplar belli olduğunda ana hedef Braga'yı ve Cluj'u aşağıda tutup en az 2. olarak gruptan çıkmaktı.Bugün bu durum aynen geçerli. Cluj'un Braga'yı deplasmanda yenmesinin hiç mi hiç önemi yok. Ancak bu iki takımdan alınacak puanlarla olası bir Manchester United puan eşitliği karşımıza çıkarsa o zaman fırsatı değerlendirip gruptan lider çıkmak adına TT Arena'da Manchester'ı iki farklı yenmenin peşine düşebiliriz, düşmeliyiz. Henüz yolun başındaki bir proje olarak göreceksek Galatasaray'ı, Avrupa'ya tekrar ısınma sezonu olarak gördüğümüz bu sezonda çıtayı ne kadar yüksekte tutarsak ilerleyen sezonlarda başarının gelişi o kadar berrak olur...

19 Eylül 2012 Çarşamba

Dünyanın En Şanslı Adamı

2012-2013 Şampiyonlar Ligi sezonu daha iyi başlayamazdı. Normal şartlar altında final oynadıklarını görsek şaşırmayacağımız iki takımın finalde bile göremeyeceğimiz kalitede futbolunu izledik. 

Manchester City, her ne kadar milyar eurolarla kurulmuş bir takım olsa da henüz 7. ŞL maçını oynuyor olmasının handikaplarını yaşadı. Ayrıca aldıkları mağlubiyette teknik direktörünün de etkisi olduğunu düşünüyorum. Diğer tarafta ise lige rezil ötesi başlamış ve şimdiden Barcelona'nın 8 puan gerisine düşmüş bir Real Madrid vardı ama Real Madrid'de ŞL'nin ağa babası. 

Oyuncular ilk yarı bize klasik bir orta saha mücadelesi izlettirdiler ancak öyle bir ikinci yarı izledik ki neredeyse başımız döndü. Maçın kırılma anı ise Benzema'nın attığı gol olsa gerek. Yediği 2. golden sonra hemen cevap verebilmesi Real Madrid'in o andan itibaren galibiyet için arzusunu zirveye çıkardı ve Cristiano Ronaldo'da skoru 3-2'ye getirip son noktayı koydu. Sevinci ise görülmeye değerdi...


Bir tarafta golü atan Cristiano Ronaldo ve diğer tarafta hem yaptığı her hareketle, oyuncu değişikliği vs. Jose Mourinho'nun gol sevinci ise ancak empatiyle açıklanabilir. Diğer tarafta ise kaybeden takımın teknik direktörü Roberto Mancini var. Inter'in başına geçtiğinde şaşırmıştım, Manchester City'nin başına geçtiğinde ise artık şaşırmayı bile bıraktım. Tezim ise dünyanın en şanslı adamı olduğu yönünde. Manchester City, kendisiyle daha ne kadar devam eder bilmiyorum ama ayrıldıktan sonra ne yapar diyecek olursanız benim tahminim:



31 Ağustos 2012 Cuma

Ülke Puanı Deyip Geçme



Eveeeeeeeeeeeeeeeeet, Eskişehirspor'un Avrupa Ligi'nden elenmesinin ardından önce Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi'nden daha sonra Trabzonspor ve Bursaspor'da yine Avrupa Ligi'nden elendiler. Allah'tan Fenerbahçe playoff oynadığı için Avrupa Ligi gruplarına doğrudan katılma hakkı elde etti de daha eylülde tek tabanca kalmadık.

Eeee nolmuş yani demeyin. Takımlarımız böyle kolay lokma oldukları için şimdi kapımızda 2012-2013 sezonu lig şampiyonumuzu ŞL'ye doğrudan gönderememe gibi bir tehlike var. UEFA ülke sıralamasında 12. sırada bulunan ülkeye kadar ulusal lig şampiyonlarını doğrudan ŞL gruplarına kabul ediyor. Bu puanlama da ülke takımlarının son 5 sezonda topladıkları puanlar ile hesaplanıyor. Bizde, Fenerbahçe'nin 2007-2008 sezonunda ŞL'de çeyrek finale kalarak kazandırdığı ülke puanları bu sezonun başlamasıyla birlikte tarih sayfalarındaki yerini aldığı ve görece kallavi puan aldığımız seneleri de tüketmiş olduğumuz için 12. sırayı tehlikeye attık. 2007-2008 sezonunu çıkardığımızda elde kalan puanlar ve bizim yerimize göz diken ülkeler, puanları ve Avrupa'da yoluna devam eden takımları ise şöyle:


24.300 Türkiye Galatasaray ŞL - Fenerbahçe AL

27.900 Belçika Anderlecht ŞL - Lokeren AL - Genk AL - Club Brugge AL

22.400 Danimarka Nordsjaelland ŞL - Rosenborg AL

20.550 İsviçre Young Boys AL - Basel AL

23.125 Avusturya Rapid Wien AL

22.833 Güney Kıbrıs AEL Limassol AL


(Ülke puanlarına 2007-2008 sezonu eklenmemiştir.)

Yukarıdaki tabloda ülkelerin 2008-2009, 2009-2010, 2010-2011 ve 2012-2013 sezonlarında topladıkları puanlar mevcut. Bu puanlara 2012-2013 sezonunda kazandıkları puanlar eklenecek ve 2013-2014 sezonu için sıralama yeniden düzenlenecek. 2007-2008 gelmeden sıralamada Belçika'ya geçilmiş durumdayız. Yani 11'den 12'ye geriledik. İşte bundan sonrası tehlike. Sağolsun Avusturya ve Güney Kıbrıs bizi bir nebze olsun rahatlattılar da en azından önümüzdeki sezon için onlardan çok fazla korkmuyoruz. Gerçi ülkelerin takımlarından biri sürpriz yapar da çeyrek yada yarı finale çıkarlarsa tehlike çanlarını yine duymaya başlarız ama Allah'tan yeni sistemle birlikte bu çok zor. İki takımla devam eden İsviçre'ye bakacak olursak onların da puanları bize yetişmeye yetecek gibi görünmüyor. Tabi tüm bunları makul seviyelerde alacağımız puanlara göre söylüyorum. Puanı bize en yakın ülke Danimarka. İki takımla devam ediyorlar ve yine bizim gibi bir takım ŞL, bir takım AL'de mücadele edecekler. Ekstra 2 puanla birlikte bu sezona avantajlı giriyoruz Danimarka'ya karşı ancak Nordsjaelland'ın Galatasaray'dan yada Rosenborg'un Fenerbahçe'den daha fazla puan toplaması halinde sıralamada Danimarka'ya da geçilebiliriz. İşte o gün bizim bittiğimiz gün olabilir. 

Toparlayalacak olursak artık ezeli rakiplerimizin Avrupa'da başarısız olmasını isterken bir kez daha düşünmemiz gerek çünkü bunun geri dönüşü en geç bir sezon sonra doğrudan taraftarı olduğumuz takımları etkileyecek. 

30 Ağustos 2012 Perşembe

Gruplar Belli Oldu



Ve sonunda gruplar belli oldu. Ait olduğumuz lige kimsenin itiraz etmeyeceği bir grupla başlayacağız.

H GRUBU

1- Manchester United
2- Braga
3- GALATASARAY
4- Cluj

Manchester United

Tarife gerek olmayan bir takım. Özellikle geçtiğimiz yıl Şampiyonlar Ligi'nde grupları 3. tamamlamaları ve şampiyonluğu son hafta Manchester City'e kaptırmaları bu sezonu daha önemli kılıyor onlar için.

Başarısız geçen geçtiğimiz sezondan sonra transfere hızlı girdiler ve önce Shinji Kagawa'yı bitirdiler. Daha sonra Arsenal'de devam etmek istemediğini söyleyen Robin Van Persie'nin bonservisini de alarak ilk 11'e doğrudan girecek iki ismi kadrolarına katmış oldular. RVP'nin Wayne Rooney ile uyumu Galatasaray'ı doğrudan etkileyecek faktörler arasında yalnız burada şöyle bir avantajımız söz konusu; Wayne Rooney sakatlığı sebebiyle Old Trafford'daki maçı kaçırabilir. Orta saha tamamen tecrübeli isimlerle dolu ve M. United'ın en güvenli bölgesi olarak görünüyor. Ancak savunma ve kale için aynı şeyleri söylemek mümkün değil. Kaleci David de Gea gelecek vadeden bir isim olmasına rağmen henüz istenen seviyede değil. Savunmada ise Rio Ferdinand'ın ilerleyen yaşı ve yaşadığı uzun süreli sakatlıklar sebebiyle Vidic, sürekli değişik isimlerle oynamak zorunda kalıyor.

Kırmızı Şeytanlar'a karşı dünyanın neresinde oynarsanız oynayın işiniz oldukça zor ancak Sir Alex Ferguson, gruptan çıkmayı garantilediğinde rotasyonu dibine kadar kullanan bir isim ve TT Arena'da oynanacak olan karşılaşmanın 5. maç olması Galatasaray için bir avantaj. Eğer 5. maçlara kadar Manchester United, gruptan çıkmayı garantilerse kaliteli isimlerini İstanbul'a getirmeyebilir ve ihtiyacımız olan 3 puanı alıp grup ikinciliğine yerleşebiliriz. Tabi bunun için içeride oynayacağımız Braga ve Cluj maçlarını kazanarak Manchester United'ın grup birinciliğini erkenden garantilemesine katkıda bulunmamız gerekiyor.

Braga

Gelelim 2. torbaya. 2. torbadan ilk tercih edilen takımı seçtik diyebiliriz. Braga, tartışmasız 2. torbanın en zayıf halkasıydı. Tabi bu durum onları kötü bir takım yapmıyor.

Geçtiğimiz sezon Porto ve Benfica'nın ardından ligi 3. sırada bitirdiler ve Şampiyonlar Ligi için playoff oynama hakkı kazandılar. Playofflarda Udinese ile eşleşen Braga, iki maçta da rakibiyle 1-1 berabere kaldı ve penaltılar sonucunda Şampiyonlar Ligi'ne katılan taraf oldu.

Portekiz temsilcisinin 2. torbada yer almasını merak edenlerin ise UEFA Avrupa Ligi'ne bakmaları gerekiyor. Braga, 2010-2011 sezonunda Porto'ya finalde 1-0 yenilmesine rağmen o sezonda topladığı puanların avantajını bu sene kullanıyor.

Oynadığı lig itibariyle Braga'yı çok yakından tanımıyorum ancak Udinese karşısında oynadıkları futbola bakacak olursak karşımızda sağlam bir takım bulacağız. Önceliğini savunma güvenliğine vermiş hücumunu da savunmadan aldığı güvenle organize eden bir ekip. Dezavantajları ise bol transfer yapmış olmaları ve sezona yeni bir teknik direktörle başlamaları.

Cluj

4. torbadan çektiğimiz rakibimiz ise Romanya şampiyonu Cluj. Ülkemizde pek tanınan bir takım değiller ancak onları tam bir Lucescu takımı olarak tanımlayabiliriz. Katı bir savunmayla 0-0'a yatıyormuş gibi görünen ve yakaladığı kontra ataklarla sonuca gitmeyi hedefliyorlar.

Önce Sloven Liberec'i ardından Basel'i eleyerek ŞL'ye katıldılar. Kendilerine ne kadar teşekkür etsek azdır çünkü Basel'e elenmiş olsalardı biz kuralara 4. torbadan katılıyor olacaktık.

Teknik direktörleri Ioan Andone takımın başına geçtiğimiz sezonun sonlarına doğru nisan ayında geçti ve transfer sezonu oldukça hareketli geçti. Takım bu sirkülasyondan ciddi bir şekilde etkilendi ve 6 haftası geride kalan Romanya Ligi'nde şimdiden 4 maçta puan kaybettiler bile. Ayrıca Cluj'un takım savunması da yaklaşan ŞL öncesinde henüz istenen seviyelere gelebilmiş değil. Geçtiğimiz sezon ligde ortalama 1 gol yiyen takımın bu sezon ligdeki ortalaması ise 1.5 olmuş durumda.

Fikstür

19 Eylül Manchester United - Galatasaray
2 Ekim Galatasaray - Braga
23 Ekim Galatasaray - Cluj
7 Kasım Cluj - Galatasaray
20 Kasım Galatasaray - Manchester United
5 Aralık Braga - Manchester United

Fikstüre gelecek olursak ŞL'ne içeride başlamak her zaman avantajdır. Ancak bu avantaja sahip değilseniz dileğiniz 1. torbadan gelecek takımla 3. ve 4. maçları yapmamaktan geçer. Galatasaray'ın buradaki en büyük avantajı ise Manchester United'la rövanşı 5. haftada yapacak olması. Herşey istediğimiz gibi gider ve grupta bir sürpriz yaşanmazsa Manchester United, 4. hafta sonunda gruptan çıkmayı garantiler ve rotasyonu sevdiğini bildiğimiz Sir Alex Ferguson, TT Arena'ya yedek oyuncularıyla beraber gelir. Bunun yanında da Manchester United ile 3. ve 4. hafta maçlarını yapmak zorunda olan takımın Braga olması ise pastanın çileği :) . Yalnız bu pastanın çilekli olması için M. United'ın iki maçtan 6 puan alması gerekiyor.

Gözlemler ve tahminler bir yana Şampiyonlar Ligi ayrı bir dünyadır ve diğer takımları çantada keklik görmek bizi telafisi olmayan sonuçlarla karşı karşıya bırakabilir. Teknik ekibimize ve kadromuza güveniyoruz ancak sahada karşılığını almak için şimdiki formumuzun çok daha üstüne çıkmamız gerekiyor.

27 Ağustos 2012 Pazartesi

Adın Çıkacağına

Benimde derbiden sonra inceden eleştirdiğim Burak Yılmaz için bir linç kampanyasıdır gidiyor. Aynı hafta Fenerbahçeli Mehmet Topal'ın topu eliyle kontrol ederek gol atmasından yada Emre Çolak'ın çektiği şutta Hilbert'in topu kolla müdahale ederek kesmesinden bahsedilmiyor?!?!

Niye mi? Çünkü Burak Yılmaz'ın sabıkası var. Bir an için bu pozisyona giren ismin Burak değil de Elmander veya Umut olduğunu düşünelim. Bırakın darbe sebebiyle düşmesini, darbe almadan düşselerdi çığırtkanlık seviyesi bu kadar yüksek olmazdı. Ama iş Burak'a gelince akan sular durmazsa olmaz. Objektif gözle pozisyonu analiz edebilecek herkes Escude'nin Burak Yılmaz'a arkadan müdahale ettiğini ve Burak'ın da bu sebeple yere düştüğünü görebilir. Bu müdahalenin faullük olup olmadığını tartışmıyorum ama ortada bir müdahale söz konusu. Ayrıca Escude'de  Burak Yılmaz'dan hemen sonra yere düşüyor. Bu düşüşün sebebi hayali bir ip veya sap olmasa gerek!!!

Bir de Escude'nin müdahaleyi ceza sahası dışında yapması sorunsalı var ki bu Burak Yılmaz'ı değil pozisyonu göremeyen Bülent Yıldırım'ı ve 50 metre öteden pozisyonu yanlış okuyan yardımcı hakemi bağlar. Burada Burak Yılmaz'ın ön plana çıkarıp hakemleri masummuş gibi göstermeye çalışan medyayı anlamak ise imkansız!!! Özellikle hakemlere sallamanın ata sporu olduğu ülkemizde.

Bu mevzuyla anlaşıldı ki geçtiğimiz sezonla birlikte inanılmaz bir ivme kazanarak rakipleriyle arasındaki farkı kısacık bir zamanda kapatıp fark açmaya başlayan Galatasaray ve futbolcuları, bu tür ucuz numaralarla karşı karşıya kalacak. Burak, Engin, Melo gibi her açığı kollanan futbolcularımızın işte tam bu sebepler yüzünden herkesten daha fazla dikkatli olması gerekir.

Neyse artık sakinim :). Şampiyonlar Ligi için kuraların çekilmesine çok az kaldı. Önce salı ve çarşamba akşamı oynanacak playoff rövanş karşılaşmalarıyla birlikte gruplara hangi torbadan katılacağımız belli olacak. Perşembe akşamı ise Infantino ve efsane futbolcuların çekeceği kuralarla gruplar belirlenecek. O zaman gelsin:

23 Ağustos 2012 Perşembe

Malaga'dan da Güzel Haber



Galatasaray için dün Cluj'un Basel deplasmanında aldığı 2-1'lik galibiyetten sonra gözler bu akşam oynanacak Malaga - Panathinaikos maçına çevrilmişti.

Eğer Malaga ekonomik krizde olmasaydı bu eşleşme için daha rahat konuşabilirdik. Herşeye rağmen İspanyol temsilcisi ilk maçta Panathinaikos'u 2-0 yendi ve rövanş için avantaj sağlarken Galatasaray'ın 3. torbaya yükselme umutlarını arttırdı.

Haftaya rövanş karşılaşmaları var ve bu iki ekip skor avantajlarını korudukları takdirde Galatasaray, uzun yıllar aradan sonra tekrar katılmaya hak kazandığı Şampiyonlar Ligi'ne 3. torbadan katılacak. Infantino'nun seçeceği toplarla birlikte 2. tur heyecanı da yaşayabiliriz. Hangi torbadan katılacağımızın cevabını önümüzdeki hafta çarşamba gecesi öğreneceğiz. Grupların kura çekimi ise ağustosun sonunda.

21 Ağustos 2012 Salı

Cluj'dan Güzel Haber



Galatasaray'ın bu sene doğrudan katıldığı Şampiyonlar Ligi'nde gruplara 3. torbadan katılabilmesi için playoff maçlarında oynayan ve puanı bizden yüksek olan minimum iki takımın elenmesi gerekiyor. Bu takımlar; Anderlecht, Basel, Dinamo Kiev ve Panathinaikos.

Bu akşam sahaneye çıkan takımlar Basel ve Dinamo Kiev'di. Dinamo Kiev, Mönchengladbach'ı deplasmanda 3-1 yenerek turu garantiledi. Güzel haber ise İsviçre'den geldi. Cluj, ilk yarının sonlarında 1-0 geriye düşmesine rağmen skoru 2-1'e getirdi ve maçta bu skorla sona erdi. Deplasmanda alınmış bu galibiyet turun habercisi olabilir.

Kaldı geriye elenmesi gereken bir takım daha. Anderlecht, deplasmanda Güney Kıbrıs temsilcisi AEL ile karşılaşacak. Bu eşleşme kağıt üzerinde sürprize gebe görünmüyor. Asıl yoğunlaşıp totem yapmamız gereken eşleşme Malaga - Panathinaikos mücadelesi olacak. İki takımda maddi sorunlar yaşıyor olsalar da tur atlaması işimize gelecek olan taraf Malaga. İlk maç İspanya'da oynanacak. Rövanşlar ise önümüzdeki hafta.

3. torba ihtimali yarından sonra biraz daha yükselebilir.

2 Ağustos 2012 Perşembe

Çift Yönlü Orta Saha Eksikliği


Fenerbahçe kurada Vaslui'yi çekince hemen hemen herkes en kek kurayı çekti diye düşünmüştü. Bunlara bende dahilim. Ancak takımı biraz araştırınca işin o kadar da kolay olmadığı anlaşıldı. Ama bu düşünceye rağmen Fenerbahçe'nin sahadaki kadar zorlanacağına ihtimal vermiyordum. Eğer son dakikalarda Bekir'in kafa golü gelmeseydi muhtemelen Şampiyonlar Ligi'ne veda edildiğinden bahsedecektik. Mevcut futbolla tur yine çok zor ancak maç içinde her an herşey olabileceğinden timsaha yatmamak gerek.

Maça çok kötü başladı Fenerbahçe. Özellikle Mehmet Topal, Miroslav Stoch ve Semih Şentürk'ün tutuk oyunları bunda etkendi. Hazırlık maçlarına rağmen Mehmet Topal'ın henüz takıma uyum sağlayamadığı belliydi. Birde Emre gibi iki yönlü bir oyuncunun onbirden çıkıp yerine tek yönlü M. Topal'ın monte edilişi Fenerbahçe'nin agresifliğini alıp götürmüş gibi göründü. Stoch ise geçtiğimiz sezon oynadığı etkili futboldan çok uzak bir görüntü sergiledi. O bildiğimiz sol kanatta içe kat edişlerini hiç gösteremedi bize. Semih Şentürk'ün ise neden oynatıldığına anlam veremedim. Geçtiğimiz sezonun 3. forveti olan Semih, bu sezonun ilk(belkide en önemli) maçına ilk onbirde başladı. Tabi bu Aykut Kocaman'ın tercihiydi ancak sonuç olarak yanlış bir tercih.

Fenerbahçe açısından ilk yarının faydalı isimleri ise Alex, Volkan ve Kuyt'tu. Alex bildiğiniz gibi kaldığı yerden devam ediyor. Volkan ise iki önemli pozisyonda başarılı hamleler yaparak ilk yarının 0-0 bitmesini sağladı. Kuyt ileride çok fazla savaştı ancak Semih'in formsuzluğu onu da çok etkiledi. Devrenin ortalarında sağ kanattan ceza sahasına girip çektiği sert şutta top belki ağlarla buluşacaktı ancak top savunmaya çarpıp kornere çıktı. 

İkinci yarı değişikliğin geleceği belliydi. Semih çıktı ve yerine Mehmet Topuz girdi. Kuyt santrafora Topuz'da sağ kanada monte edildi. Topuz'un savunmaya daha fazla yardım edeceğini düşünerek Topal'ın daha iyi ve faydalı görüneceğini düşünmüştüm ancak düşündüğüm gerçekleşmedi. M. Topal uzaktan çektiği sert şut dışında hiçbir şey denemedi. İşin savunma kısmını ilk yarıya oranla daha iyi yaptı ama Fenerbahçe'ye gol lazımdı ve Aykut Kocaman'ın iki santrafora dönmek için geriye düşmeyi beklemesini anlayamadım. 

Fenerbahçe'nin yediği gole gelince evlere şenlik tabirini kullanırsak hata etmiş olmayız. Savunma güvenliğini arttırmak için transfer edilen Mehmet Topal geri pasla Egemen'in kucağına bombayı bırakıyor. Egemen'de o sırada Allah ne verdiyse vurup topu uzaklaştırmak yerine plaseyle yanındaki arkadaşını düşününce araya giren Liviu Antal topu kapıp uzaktan sert bir şutla Volkan'ı avladı. 

Yediği golden sonra artık Fenerbahçe'nin şuursuzca saldırışını izledik. Organizasyondan o kadar uzak kalındı ki gol ya Alex'in yada Kuyt'un kişisel becerileriyle gelecekti yada Fenerbahçe maçı gol atamadan tamamlayacaktı. Derken 90. dakikada Alex ortaladı ve Bekir kafayla golü buldu da Fenerbahçe tur için umutlandı.

Artık bütün avantaj Vaslui'de. Aykut Kocaman 1 hafta içinde ne yapar bilemiyorum ancak takıma kesinlikle gol lazım. Hatta savunmasının mevcut yapısıyla goller lazım çünkü Vaslui çok hızlı atağa çıkabiliyor ve bunu mutlaka değerlendirecektir. Tur için Fenerbahçe'nin kendi içinden çift yönlü bir orta saha oyuncusu çıkarması gerekiyor. Mevcut durumda bunu yapmaya en uygun isim Cristian Baroni. Eğer Cristian, bağlantı kuran oyuncu görevini üstlenemezse Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi'ni Star Tv'den izlemek zorunda kalabilir.

20 Mayıs 2012 Pazar

Sermaye 9 Yıl Sonra Güldü


Yarı finalin şans verilmeyen ekipleri finale kaldığında Bayern Münih, saha avantajıyla birlikte açık ara favoriydi. Maç da bu durumu doğrular nitelikte oynandı. Bayern Münih topa sahip olan taraf olarak sağlı sollu ataklarla rakibinin üstüne giderken, Chelsea kaptığı toplarla kontra atağa çıkmak isteyen bir görüntü sergiledi. Hatta Chelsea için Barcelona karşısında oynadığı sıkıcı savunma oyununu oynadığını söyleyebiliriz. Sadece bu sefer Drogba sol bek değil, asıl yeri olan ileri uçta oynadı.

Dakikalar boyunca Chelsea yaptığı sıkı defans ile rakibini resmen uyuttu. İkinci yarının sonlarına girilirken Müller kafa golüyle Bayern Münih’i öne geçirdiğinde ise herkes bu işin bittiğini düşünmüştü. Ne de olsa finale yakışmayan futbolu oynayan Chelsea’nin, Bayern Münih’e cevap verebilecek görüntüsü yoktu ancak Drogba, Mata’nın kornerden ortasında kafayla topu ağlara göndererek maçı uzatmalara götürdü. Aynı Drogba uzatmalarda Ribery’e çelme takarak penaltıya sebep oldu ve deyim yerindeyse takımının ayağına sıktı ancak Cech, Robben’in penaltı vuruşunu kurtararak Chelsea’yi kupa için bir kez daha umutlandıran isim oldu.

Bu dakikadan sonra maçın başından sonuna kadar tempolu futbol oynayan ve iki dramatik olayla morali bozulan Bayernli oyuncular, oyunun kontrolünü kaybetti kaybetmesine ama Chelseali oyuncular maçın penaltılara gitmesinde bir sakınca görmedi.

Penaltı atışlarında iş Neuer ve Cech’e kaldı. Neuer 1, Cech 2 penaltı atışında kalelerini başarılı bir şekilde savundular lakin maçı uzatmalara götüren Drogba sıra kendisine geldiğinde penaltı atışını gole çevirerek kupa Londra’nın dedi.



Biri uzatmalarda olmak üzere üç penaltı atışını kurtarıp kupanın kazanılmasında en büyük paya sahip olan Petr Cech maçın adamı seçildi.

Kupa töreninde ise Türkiye’yi anımsatan bir görüntü vardı. Normalde Avrupa takımları kupa seramonisine katılırken takım yöneticileri ortalıkta görünmezdi ancak takımının bu kupayı kazanması için 1 milyar Euro’ya yakın parayı transfere ayıran Roman Abramovich bir futbolcu gibi kupayı kaldırarak Türk yöneticilere selam çaktı. Zaten Chelsea'yi satın alıp parasını hunharca harcamasının sebebi de bu anı yaşamak değil miydi!?


Chelsea’de ise garip olan takımın bu kupayı Avrupa’nın elit teknik direktörleriyle( Mourinho, Hiddink, Ancelotti) ile değil Villas Boas’ın yerine geçici olarak takımın başına geçen Roberto Di Matteo ile kazanılmasıydı. Genç teknik adam Kupa 1 ile beraber İngiltere Federasyon Kupası’nı da kazanarak teknik direktörlük kariyerine fırtına gibi başlamış oldu.

Chelseali oyuncular ise kilit oyuncuların yaşlanması sebebiyle neredeyse dağılmak üzere olan takımla Şampiyonlar Ligi’ni kazanarak 9 yılın sonunda zirveye yerleşmiş oldular.

Chelsea kupayı alarak hem yılın olayına imza attı hemde kupa sahibi kontenjanıyla önümüzdeki sene şampiyonlar liginde mücadele edeceğinden normal şartlar altında ligi 4. sırada bitirerek şampiyonlar ligine katılmaya hak kazanan ezeli rakibi Tottenham Hotspur’u da kupanın dışında bırakmış oldu. Yani şuan Londra'nın bir bölümü kutlama yaparken diğer bölümü yas tutuyor.

15 Mayıs 2012 Salı

Son Perde

2012 UEFA Şampiyonlar Ligi Finali 15 Mayıs 2012 Saat 21:45'te

Bu stadyumda(Allianz Arena)


Bu topla oynanacak



About