Fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Aralık 2012 Pazartesi

Herşey Unutulur Hatıralar Kalır Size Her Mayıs Bizi Hatırlatır

Neresinden başlasam bilmiyorum. Maç öncesinde dibine kadar heyecan ve inceden bir rahatlık vardı. Heyecanım koreografi ile kat be kat arttı.

 

 Bu koreografiden sonra ise Fatih Terim'in verdiği poz muhteşemdi:


Bu son koreografi Ultraslan'ın tartışmasız yaptığı en güzel koreografiydi. Verdiği mesaj, aslanın gülüşü, arka fonda çalan müzik... Nurettin Kantarelli bu koregrafiden çok malzeme çıkartır. Neyse maça dönelim... Galatasaray, maça fırtına gibi başladı. Golün geleceği zaten belli olmuştu. Rakibin kendi kalesine attığı golle öne geçmeyi sevmem ama Bekir öyle güzel bir kafa vuruşu yaptı ki kendi bile sevinmiştir. Rakip kaleye böylesine net kafa vuruşu yapmıyor sonuçta. Al bak video burada:

 

Golden sonra takım geriye çekildi. Bazıları bunu ''frene basmak'' olarak dile getirdi ama bu bildiğin el frenini çekmek gibi bir şeydi. 1-0 önde her atağında gole yaklaşan takım nedense birden kendi ceza sahasına gömülmemeli. Özellikle Galatasaray gibi oynamayı seven bir takım asla geriye yaslanmamalı. Tekrarlıyorum bahsettiğim şey denge oyunu değil. Onu kabul edebilirim ama kendi ceza sahasının önünde beklemeyi asla. Zaten ben bunları düşünürken Hasan Ali Kaldırım, kariyerinin ilk golünü dengede durabilmek için kullandığı sağ ayağıyla, hem de gelişine, hem de ceza sahasının dışından attı. Bu dakikadan sonra oyun gerçekten dengede gitti. Tekrar golü düşündüğümüz anda Selçuk, ceza sahası önünde Cristian'ın müdahalesiyle yerde kaldı ve akıllara geçen sezon Süper Final'de Selçuk'un aynı noktadan yine Fenerbahçe'ye ama diğer kalenin örümcek ağlarını temizleyerek attığı gol geldi. Serbest vuruşta ters köşe yapanını da kolay kolay göremezsiniz arkadaşlar. Kaptan döşemiş bize de paylaşmak düşer:

 

 Bu golden sonra oyun bu sefer dengede devam etti. Fenerbahçe belkide uzun yıllardan sonra Galatasaray'a karşı ilk kez bu kadar dengeli oynayabildi. Bunda tabiki sarı-kırmızılıların farkı ikiye çıkaran golü bulamamasının etkisi büyüktü. Maçı bitiren hareket ise gol olmadı. Oyuna sonradan giren Yekta'nın Fenerbahçeli futbolcuları pazara gönderdiği pozisyonda Meireles'in yaptığı faul sonrası kırmızı kart görerek oyunu terk etmesi oldu. Zaten oyun anlayışı iki ön liberolu kontrol futbolu olan takım, en büyük dişlisini kaybetmişti ve geride olduğu için de maçı çevirme şansı yoktu. Galatasaray, bu dakikadan sonra Selçuk ve Melo'nun ayağa pas oyunuyla 90 dakikayı bitirdi ve ligdeki puan farkını maç fazlasıyla 5'e çıkarttı(MP Antalyaspor'un bir maçı eksik ve kazandığı takdirde puan farkı 2'ye inecek).

 HERŞEY UNUTULUR HATIRALAR KALIR, SİZE HER MAYIS BİZİ HATIRLATIR!!!

27 Eylül 2012 Perşembe

Kasımpaşa Yönetiminin Tatlı Su Kurnazlığı



Yıllardır yapılan büyük takımlarla yapılan maçlardaki fahiş bilet fiyatı uygulaması yine patlak verdi. Önce Niğde Belediyespor - Beşiktaş maçında Niğde Belediyespor kulüp başkanı bilet fiyatlarını ucuz tuttuklarını söyleyip 75-100 TL'ye sattı maç biletlerini. Üzerinden iki gün geçmeden Tribündergi'de okuduğum bir haberle Kasımpaşa'nın da Niğde Belediyespor gibi tatlı su kurnazlığı yaptığını gördüm. Görüş açısı olarak stadın en kötü yerinde bulunan misafir tribünü bilet fiyatları 80 TL olarak belirlenmişler. Böyle bir açgözlülük yok. Stadyumun, oynanan futbolun kalitesi ortadayken bu fiyatlara maç izlemek zorunda kalmak gerçekten çok üzücü.

Geçtiğimiz hafta Borussia Dortmund taraftarları, Hamburg'la yapacakları deplasman maçı öncesinde Hamburg'un bilet fiyatlarını 14 Euro'dan 19 Euro'ya çekmesini protesto etmişti. Ben demiyorum bunu da goal.com diyor. İki ülke futbolunun, stadyum kalitesinin farkı ortadayken aynı farkı nedense bilet fiyatlarında göremiyoruz. Bu arada B. Dortmund kulübü de iç saha maçlarında deplasman taraftarlarına maç biletlerini 15.3 Euro'ya satıyor.

Özellikle Anadolu kulüplerinin büyük takımlarla yapacağı maçlarda yaptığı bu bilet fiyatlarındaki değişikliklere karşı TFF'nin bir önlem alması gerekiyor. Artık bunu bilet fiyatlarına standart getirerek mi yaparlar yoksa kombine bilet fiyatına göre oranlayıp maksimum bilet fiyatı uygulamasına mı geçerler onu bilemem ancak kombine bilet fiyatı 150 - 500 TL arasında değişen Kasımpaşa'nın Fenerbahçe maçı öncesinde biletleri 40 - 120 TL'den çıkarması gerçekten çok komik. Hani kafa olarak kaz bulduk yolalım zihniyetine sahiplerse eğer bu kafayla ileride yolacak kaz bile bulamayacak bunun bile farkında değiller.

31 Ağustos 2012 Cuma

Ülke Puanı Deyip Geçme



Eveeeeeeeeeeeeeeeeet, Eskişehirspor'un Avrupa Ligi'nden elenmesinin ardından önce Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi'nden daha sonra Trabzonspor ve Bursaspor'da yine Avrupa Ligi'nden elendiler. Allah'tan Fenerbahçe playoff oynadığı için Avrupa Ligi gruplarına doğrudan katılma hakkı elde etti de daha eylülde tek tabanca kalmadık.

Eeee nolmuş yani demeyin. Takımlarımız böyle kolay lokma oldukları için şimdi kapımızda 2012-2013 sezonu lig şampiyonumuzu ŞL'ye doğrudan gönderememe gibi bir tehlike var. UEFA ülke sıralamasında 12. sırada bulunan ülkeye kadar ulusal lig şampiyonlarını doğrudan ŞL gruplarına kabul ediyor. Bu puanlama da ülke takımlarının son 5 sezonda topladıkları puanlar ile hesaplanıyor. Bizde, Fenerbahçe'nin 2007-2008 sezonunda ŞL'de çeyrek finale kalarak kazandırdığı ülke puanları bu sezonun başlamasıyla birlikte tarih sayfalarındaki yerini aldığı ve görece kallavi puan aldığımız seneleri de tüketmiş olduğumuz için 12. sırayı tehlikeye attık. 2007-2008 sezonunu çıkardığımızda elde kalan puanlar ve bizim yerimize göz diken ülkeler, puanları ve Avrupa'da yoluna devam eden takımları ise şöyle:


24.300 Türkiye Galatasaray ŞL - Fenerbahçe AL

27.900 Belçika Anderlecht ŞL - Lokeren AL - Genk AL - Club Brugge AL

22.400 Danimarka Nordsjaelland ŞL - Rosenborg AL

20.550 İsviçre Young Boys AL - Basel AL

23.125 Avusturya Rapid Wien AL

22.833 Güney Kıbrıs AEL Limassol AL


(Ülke puanlarına 2007-2008 sezonu eklenmemiştir.)

Yukarıdaki tabloda ülkelerin 2008-2009, 2009-2010, 2010-2011 ve 2012-2013 sezonlarında topladıkları puanlar mevcut. Bu puanlara 2012-2013 sezonunda kazandıkları puanlar eklenecek ve 2013-2014 sezonu için sıralama yeniden düzenlenecek. 2007-2008 gelmeden sıralamada Belçika'ya geçilmiş durumdayız. Yani 11'den 12'ye geriledik. İşte bundan sonrası tehlike. Sağolsun Avusturya ve Güney Kıbrıs bizi bir nebze olsun rahatlattılar da en azından önümüzdeki sezon için onlardan çok fazla korkmuyoruz. Gerçi ülkelerin takımlarından biri sürpriz yapar da çeyrek yada yarı finale çıkarlarsa tehlike çanlarını yine duymaya başlarız ama Allah'tan yeni sistemle birlikte bu çok zor. İki takımla devam eden İsviçre'ye bakacak olursak onların da puanları bize yetişmeye yetecek gibi görünmüyor. Tabi tüm bunları makul seviyelerde alacağımız puanlara göre söylüyorum. Puanı bize en yakın ülke Danimarka. İki takımla devam ediyorlar ve yine bizim gibi bir takım ŞL, bir takım AL'de mücadele edecekler. Ekstra 2 puanla birlikte bu sezona avantajlı giriyoruz Danimarka'ya karşı ancak Nordsjaelland'ın Galatasaray'dan yada Rosenborg'un Fenerbahçe'den daha fazla puan toplaması halinde sıralamada Danimarka'ya da geçilebiliriz. İşte o gün bizim bittiğimiz gün olabilir. 

Toparlayalacak olursak artık ezeli rakiplerimizin Avrupa'da başarısız olmasını isterken bir kez daha düşünmemiz gerek çünkü bunun geri dönüşü en geç bir sezon sonra doğrudan taraftarı olduğumuz takımları etkileyecek. 

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Umut Verdik!!!

Maçı anlatmaya gerek yok zaten Atv yayınladığı için ilgi duyan herkes maçı izlemiştir. 

İki takım açısından genel izlenimlere gelecek olursak Galatasaray, geçtiğimiz sezon yakaladığı forma yakın seviyelerde gezinirken Fenerbahçe'yi oldukça geriye düşmüş buldum.

Fizik kondisyon açısından Galatasaray, rakibine oranla net bir şekilde üstündü. Bunu hem oyun 11-11 oynanırken görebildik hem de Engin Baytar oyundan atıldıktan sonra. Hatta maçı izlemeye Engin'in oyundan atılmasından sonra başlayan birine Galatasaray'ın 10 kişi kaldığını söyleseniz oldukça şaşırabilirdi.

İki takımın oyununa dönecek olursak Galatasaray yine önde basan takım oyununu sahaya yansıtabildiği kadar yansıtmaya çalışırken, Fenerbahçe hem kopuk kopuk oynayan hem de geçtiğimiz yıla oranla daha kırılgan bir takım haline dönmüş.

Galatasaray'da performansını beğenmediğim oyuncu yok. Sadece Engin Baytar'a gördüğü kırmızı kart sonrasında gıcık oldum. Federasyon istediği kadar ceza verebilir burası hiç önemli değil. Ancak geçtiğimiz sezon gereksiz kartlarla takımı eksik bırakan Milan Baros nasıl gözden düştüyse Engin Baytar'da aynı şekilde gözden düşecektir diye düşünüyorum. Sezon yeni başlamışken Engin'deki bu öfkenin kaynağını anlamak gerçekten zor. Yaptığı tek şey bindiği dalı kesmekten başka bir şey değildi.

Maçın -oyun anlamında- adamına gelecek olursak Umut Bulut bugün sadece bizi değil rakipleri bile hayran bırakacak bir performans sergiledi. İki gol attı ve penaltı yaptırarak galibiyeti getirdi. Gerçi bu istatistiklere sahip olmasaydı da benim gözümde maçın adamı olacaktı. Sadece o zaman maçın adamı olarak yanına Selçuk'u eklerdim. Selçuk'ta bugün asistleriyle gözümüzün pasını aldı. Tekrar forvetlere dönelim. Burak Yılmaz'ı henüz notunu verebilecek kadar izleyemedik ancak mevcut performanslar açısından değerlendirecek olursak forvette Umut > Elmander > Necati sıralaması yapar Fatih hoca. Burak'ın performansına göre de ileri ikiliyi belirler. 

Artık resmi maçlara başladık. Sıradaki maç Kasımpaşa. Yaptığı enteresan transferlerle bu sezon merak ettiğim takımların başında geliyor. Şampiyonlar Ligi öncesinde ligin kalbur üstü takımlarıyla maç yapacak olmamız iyi olacak. 

Umarım kupayla başlayan sezon kupayla biter.

2 Ağustos 2012 Perşembe

Çift Yönlü Orta Saha Eksikliği


Fenerbahçe kurada Vaslui'yi çekince hemen hemen herkes en kek kurayı çekti diye düşünmüştü. Bunlara bende dahilim. Ancak takımı biraz araştırınca işin o kadar da kolay olmadığı anlaşıldı. Ama bu düşünceye rağmen Fenerbahçe'nin sahadaki kadar zorlanacağına ihtimal vermiyordum. Eğer son dakikalarda Bekir'in kafa golü gelmeseydi muhtemelen Şampiyonlar Ligi'ne veda edildiğinden bahsedecektik. Mevcut futbolla tur yine çok zor ancak maç içinde her an herşey olabileceğinden timsaha yatmamak gerek.

Maça çok kötü başladı Fenerbahçe. Özellikle Mehmet Topal, Miroslav Stoch ve Semih Şentürk'ün tutuk oyunları bunda etkendi. Hazırlık maçlarına rağmen Mehmet Topal'ın henüz takıma uyum sağlayamadığı belliydi. Birde Emre gibi iki yönlü bir oyuncunun onbirden çıkıp yerine tek yönlü M. Topal'ın monte edilişi Fenerbahçe'nin agresifliğini alıp götürmüş gibi göründü. Stoch ise geçtiğimiz sezon oynadığı etkili futboldan çok uzak bir görüntü sergiledi. O bildiğimiz sol kanatta içe kat edişlerini hiç gösteremedi bize. Semih Şentürk'ün ise neden oynatıldığına anlam veremedim. Geçtiğimiz sezonun 3. forveti olan Semih, bu sezonun ilk(belkide en önemli) maçına ilk onbirde başladı. Tabi bu Aykut Kocaman'ın tercihiydi ancak sonuç olarak yanlış bir tercih.

Fenerbahçe açısından ilk yarının faydalı isimleri ise Alex, Volkan ve Kuyt'tu. Alex bildiğiniz gibi kaldığı yerden devam ediyor. Volkan ise iki önemli pozisyonda başarılı hamleler yaparak ilk yarının 0-0 bitmesini sağladı. Kuyt ileride çok fazla savaştı ancak Semih'in formsuzluğu onu da çok etkiledi. Devrenin ortalarında sağ kanattan ceza sahasına girip çektiği sert şutta top belki ağlarla buluşacaktı ancak top savunmaya çarpıp kornere çıktı. 

İkinci yarı değişikliğin geleceği belliydi. Semih çıktı ve yerine Mehmet Topuz girdi. Kuyt santrafora Topuz'da sağ kanada monte edildi. Topuz'un savunmaya daha fazla yardım edeceğini düşünerek Topal'ın daha iyi ve faydalı görüneceğini düşünmüştüm ancak düşündüğüm gerçekleşmedi. M. Topal uzaktan çektiği sert şut dışında hiçbir şey denemedi. İşin savunma kısmını ilk yarıya oranla daha iyi yaptı ama Fenerbahçe'ye gol lazımdı ve Aykut Kocaman'ın iki santrafora dönmek için geriye düşmeyi beklemesini anlayamadım. 

Fenerbahçe'nin yediği gole gelince evlere şenlik tabirini kullanırsak hata etmiş olmayız. Savunma güvenliğini arttırmak için transfer edilen Mehmet Topal geri pasla Egemen'in kucağına bombayı bırakıyor. Egemen'de o sırada Allah ne verdiyse vurup topu uzaklaştırmak yerine plaseyle yanındaki arkadaşını düşününce araya giren Liviu Antal topu kapıp uzaktan sert bir şutla Volkan'ı avladı. 

Yediği golden sonra artık Fenerbahçe'nin şuursuzca saldırışını izledik. Organizasyondan o kadar uzak kalındı ki gol ya Alex'in yada Kuyt'un kişisel becerileriyle gelecekti yada Fenerbahçe maçı gol atamadan tamamlayacaktı. Derken 90. dakikada Alex ortaladı ve Bekir kafayla golü buldu da Fenerbahçe tur için umutlandı.

Artık bütün avantaj Vaslui'de. Aykut Kocaman 1 hafta içinde ne yapar bilemiyorum ancak takıma kesinlikle gol lazım. Hatta savunmasının mevcut yapısıyla goller lazım çünkü Vaslui çok hızlı atağa çıkabiliyor ve bunu mutlaka değerlendirecektir. Tur için Fenerbahçe'nin kendi içinden çift yönlü bir orta saha oyuncusu çıkarması gerekiyor. Mevcut durumda bunu yapmaya en uygun isim Cristian Baroni. Eğer Cristian, bağlantı kuran oyuncu görevini üstlenemezse Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi'ni Star Tv'den izlemek zorunda kalabilir.

24 Temmuz 2012 Salı

Fenerbahçe 2012-2013 Muhtemel Formaları


Fotoğraftaki formaların Fenerbahçe'nin 2012-2013 sezonunda giyeceği formalar olduğu iddia ediliyor. Eğer doğruysa:

Çubuklu: Geçen seneki formaya çok benziyor. Ancak sırf bu benzerlik yüzünden geçen sene forma alanların bu sene bu formayı tercih etmeyeceğini düşünüyorum. Tabi bu formaların orjinal formalar olduğunu varsayarsak.

Beyaz: Lacivert parçası yüzünden olmamış. Gerçekten olmamış. Fake atmış olabilirler.

Mavi-Lacivert Çubuklu: Olmuş. En çok tercih edilecek forma olacağını tahmin ediyorum. 

Fotoğraf  Tribün Dergi'nin twitter hesabından alınmıştır. Link için tıklayınız.

23 Temmuz 2012 Pazartesi

Krasic zu Fenerbahçe?

Bugün NTVSpor'un altyazısıyla birlikte Milos Krasic sesleri yine yükselmeye başladı. Malumunuz Aykut Kocaman'ın bitmeyen sevdası. Habere göre Krasic ile anlaşılmış ve Juventus'la bonservis konusunda pazarlık yapılıyor.

2009-2010 sezonunun sonunda da çok istemişti Fenerbahçe Sırp futbolcuyu ancak o dönemde Juventus, jübilesini yapan Nedved'in yerine oyuncu arıyordu ve Krasic'te hem CSKA Moskova'daki oyunu hem sarı saçlarıyla o dönem Nedved'e oldukça benziyordu. Tüm bu detaylardan sonra Milos, Torino'nun yolunu tuttu tutmasına ancak evdeki hesap çarşıya uymadı ve Krasic, Juventus'a uyum sağlayamadı. İlk sezon alışma dönemidir diyenler oldu ancak takımdaki ikinci sezonunda da istediği forma şansını yakalayamayan Krasic, 2010-2011 sezonunun sonunda takımdan ayrılmak istediğini kulübe bildirdi. Juventus'ta zaten Krasic'i tutmaya pek yanaşmıyor. 2011-2012 sezonunu şampiyon tamamladıktan sonra Şampiyonlar Ligi'ne iddialı bir kadroyla girmek istiyorlar. Transfer etmek istedikleri yıldız ise Fiorentinalı Jovetic. Karadağlı yıldızın bonservisi oldukça yüksek ve bu yüzden Krasic ve birkaç oyuncu -ki bunların içinde Melo'da var- satarak transferi gerçekleştirmenin peşindeler. Hal böyle olunca Fenerbahçe doğru pazarlık stratejisiyle Juventus'a Krasic'in değerinin biraz altında bir bedelle futbolcuyu kadrosuna katabilir. Biraz altında dediysem de bu çok düşük bir tutar olmayacaktır çünkü transfermarkt.com.tr'ye göre Krasic'in bonservis bedeli şu sıralar 11 milyon euro.

Peki bu transfer Fenerbahçe'ye ne katacak? Bu konuda Kuyt transferinden sonra benim de kafam oldukça karıştı. Aykut Kocaman'ın ne düşündüğünü anlamakta zorlanıyorum. Krasic, Kuyt gibi birçok bölgede oynatabileceğiniz türden bir oyuncu değil, saf bir sağ kanat oyuncusu. 4-3-3'te ileri üçlünün sağında, 4-4-2'de orta sahanın sağında, 4-2-3-1'de de yine forvet arkasındaki üçlünün sağında oynayabiliyor. Maç içinde sol kanada yada ortaya kaydığı zamanlar da olabiliyor ancak bu adam FM deyimiyle tam bir AMR. Ayrıca birde 6 yabancı sınırlaması var ki mevcut durumda kadro kurmayı oldukça zorlaştırıyor. Stopere bir yabancı alınacağını artık sağır sultan bile öğrendi. Yobo olmazsa mutlaka bir başkası alınacak. O zaman 6 yabancı da şu şekilde oluşacak: Stoper(Yobo), Cristian, Stoch, Sow, Kuyt, Alex. Krasic bu isimlerden hangisini kesecek? Bölge olarak Cristian, Sow ve Stoch'u kesmesi mümkün gözükmüyor. Ya Alex feda edilecek Krasic için yada yeni transfer Kuyt. Aykut Kocaman'ın sezon öncesi açıklamalarından birini hatırlayacak olursak Alex'in artık daha ekonomik kullanılacağından bahsetmişti. Eğer bu düşüncesini gerçekten yürürlüğe sokacaksa o zaman elimizde tek bir seçenek kalıyor o da Krasic'in sağ kanatta, Kuyt'un ise Alex'in bölgesine geçtiği diziliş. Başka türlüsü yada 4-2-4 gibi fantastik dizilişler Fenerbahçe'nin kendi ayağına sıkması gibi birşey olur. 

Alex'in kadrodan kesilmesi konusuna gelince de Aykut Kocaman'ı büyük zorluklar bekliyor. Fenerbahçe'nin başına geçtiği 2010-2011 sezonunun başında Alex'siz 4-3-3 sistemini denemişti ve Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi ön elemesinde Young Boys'a elenmişti. Takım çok kötü giderken Aykut Kocaman, Alex'e sarılmış ve hemn kendisini hem Fenerbahçe'yi kurtarmıştı. Yine böyle bir durumla karşılaşırsa bu durum kendisini yıpratabilir.

Tüm bunlara rağmen Krasic, Juventus kariyeri dışında çok başarılı bir futbolcu ve doğru kullanıldığında Fenerbahçe'ye katkı sağlayabileceğini düşünüyorum. 28 yaşında ve iki senedir futbola uzak kalan bir futbolcu Fenerbahçe'de tekrar CSKA Moskova'daki günlerine geri dönüş yapabilir. Kolay adam eksiltebilen, asist ve gol yüzdesi yüksek olan bir futbolcu. Sol kanatta Stoch'un yarattığı etkinin daha fazlasını sağ kanatta  gerçekleştirebilir. Yukarıda anlattığım gibi tek handikap forvet hattındaki oyuncuların tamamının yabancı olması. 

19 Temmuz 2012 Perşembe

Fernandes zu Fenerbahçe ?

Aykut Kocaman, Topuk Yaylası'nda yaptığı basın toplantısında bir stoper ve bir orta saha oyuncusu alarak transferi noktalayacaklarını açıklamıştı.

Stopere alınacak oyuncu belli. Öncelik 2 senedir Everton'dan kiralanan Yobo'da gibi görünüyor. Rolando haberlerinin ise oyuncunun maliyeti ve overrated olmasından dolayı balon olduğunu düşünüyorum. Bu bölge için başka bir isim konuşulmadığına göre kesici Egemen ve ayaklarına hakim, sakin, aynı zamanda süpürücü Yobo tandemi hem lige hem Avrupa'ya yetecektir.

Orta saha ise muamma. Belli ki Aykut Kocaman Tino Costa'ya takmış durumda ancak Valencia'nın yeni hocası Pellegrino, Arjantinli oyuncuyu satmaya pek yanaşmıyor. Niye yanaşsın ki zaten oyunun iki yönünü de oynayabilen ve uzaktan bazuka gibi şutlar çeken bir futbolcu Tino Costa. 

Tüm bunların üzerine bu aralar Manuel Fernandes'in Fenerbahçe'ye transfer olabileceği söylentisi yayılmaya başladı. 

Samet Aybaba'nın söylemlerinden takımı Fernandes üzerine kuracağını anlayabiliyoruz. Haksız da sayılmaz çünkü elde avuçta bir tek o kaldı ve geçen sezon dönem dönem düşüş yaşasada genel olarak iyinin üzerinde bir performans sergiledi. Ancak Beşiktaş açısından bir handikap var ki Samet Aybaba'yı yeni arayışlara itebilir. O da kulübün mali durumu. Beşiktaş, tarihinin en zor günlerini geçiriyor ve sıcak paraya ihtiyacı var. Ayrıca elindeki futbolcular arasında satışından iyi paralar kazanabileceği tek isim de Fernandes. Fernandes ise tam da Fenerbahçe'nin aradığı türden bir oyuncu. Üstelik Fenerbahçe'de oyunun defansif yönüne müthiş katkılar sağlamasına da gerek yok çünkü o işi Mehmet Topal ve biraz Cristian Baroni yapacak. 

Fenerbahçe transfer teklifi yapar mı bunu bilemiyoruz. Sonuç olarak önceliğin Tino Costa'da olduğu gün gibi ortada. Kaldı ki Fenerbahçe resmi teklifini yapsa bile Fikret Orman, taraftarı karşısına alıp Fernandes'i Fenerbahçe'ye gönderebilir mi? Egemen, Ernst ile yollar ayrıldı. Simao ile Quaresma takımdan ayrı çalışıyorlar ve ilk fırsatta gönderilecekler. Fernandes'in de gitmesi durumunda zaten futbola küskün taraftar stada nasıl gelecek? Formayı nasıl alacak? Herşeye rağmen bunu da sineye çekip 'FEDA' diyecek mi? 

Tabi tüm bunlar şimdilik söylenti aşamasında olduğu için üzerinde konuşması gayet kolay. Belki de tamamen söylenti olarak kalır. Malum transfer dönemindeyiz ve bu dönemde transferlerin %99'u zaten söylentidir.

4 Temmuz 2012 Çarşamba

Egemen Korkmaz Fenerbahçe'de



Beşiktaş'la olan sözleşmesini feshetmesinin ardından Egemen'in ismi bütün takımlarla anıldı. Kasımpaşa, eski takımı Trabzonspor derken başarılı savunmacı Fenerbahçe ile 3 yıllığına anlaştı.

Egemen bu transferle seneliği 1.750.000 euro ve maç başı 15.000 euro kazanacak. İlk bakışta fazla gibi görünebilir ancak geçtiğimiz sezon tam 50 maça çıkmış, Türkiye'de top koşturan yerli stoperler arasında en iyisi olan ve özellikle bonservis bedeli ödenmediğini de düşünürsek gayet başarılı bir transfer diyebiliriz. 

Peki Fenerbahçe'nin bu transfere gerçekten ihtiyacı var mıydı? Evet, vardı. Geçtiğimiz sezona Yobo'nun partneri olarak Bilica başladı ancak 3-1 kaybedilen Galatasaray maçıyla birlikte Bilica kendini birden tribünde buldu. Zaten sezon sonu biten sözleşmesi de uzatılmadı. Bilica'nın ardından Serdar Kesimal formayı kaptı ancak inişli çıkışlı grafiği ve yaşadığı sakatlıklar sonrası forma bu sefer Bekir İrtegün'e geçti. Bekir'de ilk zamanlarda Yobo'nun yanında çok fazla güven vermese de özellikle ikinci yarının ortalarından sonra yakaladığı formu Süper Final'in sonuna kadar sürdürmeyi başarmıştı. Bu açıdan bakacak olursak bu transfere en çok üzülen isim de sözleşmesini yeni uzatmış isim olan Bekir İrtegün'dür.

Herşeye rağmen Fenerbahçe, bu sezon Şampiyonlar Ligi elemelerine katılacak ve henüz Yobo veya herhangi bir yabancı stoper için net bir adım yok gibi görünüyor. Mutlaka atılan adımlar vardır. Daha önce Lucio'dan bahsediliyordu ancak Brezilyalı yıldız Juventus'la anlaştığı için bu bahis de bahis seviyesinden yukarıya çıkamadı. 

Bu transferle birlikte Fenerbahçe'nin stoper sıkıntısı bitti diyebilir miyiz? Buna da net bir şekilde evet diyebilmek mümkün değil. Geçtiğimiz sezon tandemde Bekir, rakip forvetle boğuşma işini halleden isimdi. Yobo ise Bekir'in süpürücülüğünü yapıp aynı zamanda topun orta sahaya daha sağlıklı gitmesini sağlıyordu. Egemen ve Bekir'in aynı tip oyuncular olduğunu düşünecek olursak ve Serdar Kesimal'in geçtiğimiz sezon hiç mi hiç güven vermemesini hesaba katarsak hala yabancı bir stoper alınması gerekiyor. Yabancı stoper özellikle Avrupa maçları için gerekli yoksa mevcut isimler STSL için yeterli seviyede. 

Aykut Kocaman'ın Alex'i bu sezon daha az kullanacağı vurgusuna  Kuyt ve Egemen'in direkt olarak ilk onbirde yer alacağını eklersek; Fenerbahçe oyun anlamında geçtiğimiz sezona oranla çok daha agresif bir takım olacaktır.

24 Mayıs 2012 Perşembe

Kim Bu Salih Uçan


Sezonun bitmesiyle birlikte transfer söylentileri yine bir numaralı futbol gündemi haline dönüştü. Büyük takımlarımızdan Fenerbahçe ile Beşiktaş ise genç bir futbolcuyu transfer edebilmek için kıyasıya bir yarışın içine girdiler. Bu isim Bucaspor'un altyapıdan yetiştirdiği isim Salih Uçan.

6 Ocak 1994 yılında Marmaris'te dünyaya gelen Salih, futbola da Marmaris Belediyespor'da başladı ve 2008 sezonuna kadar 4 yıl bu takımın formasını giydi. 2008 yılında geldiği Bucaspor'un altyapısında 2 yıl forma giydikten sonra 2010 yılında ilk profesyonel sözleşmesine imza attı.

Salih Uçan, büyük takımların radarına girmesine sebep olan performansı ise 2011-2012 sezonunda Bank Asya 1. Lig'de oynadığı güzel futboldu. Orta sahada görev alan bonus kafa Salih Uçan, yüksek pas yüzdesiyle ve oyun kurucu özelliğiyle dikkat çekiyor ancak büyük takımlarda tutunabilmesi veya Avrupa'da futbol oynayabilmesi için gelişim göstermesi gerekiyor. Salih Uçan'ın boyu çok kısa değil ancak bölgesi çok fazla fizik mücadele gerektirdiğinden daha fazla güçlenmesi gerekiyor. Oyunun merkezinde oynadığı için rakiplerine daha rahat çalım atabilmeli ve sezonun genelinde daha fazla gol atmalı. Bu sezon 9'u sonradan olmak üzere toplamda 25 kez sahaya çıkan Salih'in yalnızca 1 golü bulunuyor. Tüm bunlara rağmen yaşı, oyun zekası ve futboluyla Bank Asya 1.Lig'de en fazla dikkat çeken oyuncuydu. Salih, Bucaspor'un yanısıra milli takımımızın 19 yaş altı grubunda da forma giymekte.

Not: Ben yazıyı yazarken Salih Uçan Twitter hesabından Fenerbahçe'yle anlaştığını ve emeği geçen herkese teşekkür ettiğini belirtti.

About