10 Temmuz 2012 Salı

10 Numara Arda Turan

Gregorio Manzano'nun takımdan ayrılmasıyla birlikte göreve gelen teknik direktör Diego Pablo Simeone, Arda Turan'ı öyle bir futbolcuya dönüştürdü ki hepimiz şaşırdık. 

Çift yönlü orta saha oyuncusuna dönüşümünü tamamladıktan sonra 10 numara futbol oynayarak takımının Uefa Kupası'nı kazanmasında büyük pay sahibi olan Arda, bundan bölye geçtiğimiz sezon devre arasında Jose Antonio Reyes'in takımdan ayrılmasıyla boşa çıkan 10 numaralı formayı giyecek.

Hücumcu bir orta sahanın defansif olarak gelebileceği en üst seviyeye gelen Arda Turan'ın artık tıpkı Galatasaray'daki gibi skora daha çok katkıda bulunmaya başlaması gerekiyor. Bu sezon ofansif gelişimini de tamamladığı takdirde Atletico Madrid onu takımda tutmakta zorlanabilir. Zaten biraz bencil Diego'nun Wolfsburg'a dönmesi ve bu bölgeye alınan futbolcuların Arda'yı çok fazla zorlayamayacağını düşündüğümüzde Simeone, topun Arda'da daha fazla kalmasını sağlayacak. Arda'nın da yapması gereken topu öyle yada böyle Radamel Falcao'yla buluşturmak. Nasıl olsa o bir şekilde topu kaleye sokuyor. Bu işbirliğiyle birlikte asist konusunda çılgın istatistikler yakalayabilir.

8 Temmuz 2012 Pazar

Hastasıyım Bu Oyunun

Efes Pilsen'in Koraç Kupası ve Michael Jordan, basketbol adına bildiğim şeyler bunlarla sınırlıydı. Sonra 12 Dev Adam çıktı ve ilgim arttı. Oyuncuları tanımaya başladıkça ligi de daha yakından takip etmeye başladım. İnternetiydi, NBA TV'siydi vs. birden basketbolu iyice takip eder oldum.

Derken bir basketbol sevdalısı dikkatimi çekti: Kaan Kural. Futbol yorumcularına benzemeyen tarza, üsluba sahip bir basketbol sevdalısı, ayaklı basketbol ansiklopedisi. Onun basketbolu anlatma tarzından sonra izlediğim her basket maçını onun yorumlamasını, her basketbol programında onun da yer almasını istedim. İşte bu yüzden Kaan Kural, benim gözümde profesyonel oyuncuları bir kenara bırakırsak, Türkiye'de basketbol adına 1 numaradır.

Geçenlerde bir kitap sitesinde gezinirken kendisi aklıma geldi. Nasıl geldi bende bilmiyorum. Bu aralar sık sık yazıhanden adlı sitede Orkun Çolakoğlu ile yaptığı potacastleri ilgiyle takip ettiğim için herhalde. Kendisinin bir kitabı varmış. Adı Hastasıyım Bu Oyunun. Hemen aldım. Bir günde de bitirdim. Kitabın basketbol figürleri üzerinden ince ince eğitici ve öğretici bilgiler verdiğini söyleyebiliriz. Sonlara doğru atletizm ve futbola da inceden değinilmiş. Gayet eğlenceli, akıcı. Adam kitabı 2005'in sonunda yazmış. Bunu öğrenince de utandım tabi. Sen basketbolu mükemmel olmasa bile çıtır seviyede takip et ama sana basketbolu sevdiren adamın kitap yazdığını 7 sene sonra öğren. Öz eleştirimizi yaptıktan sonra bir eleştiri de Kaan Abi'ye gelsin. Neden sadece bir kitap?


7 Temmuz 2012 Cumartesi

Bak Bu Olmadı İşte



Louis van Gaal Kasım 2001'de ayrıldığı Hollanda'nın başına tekrar geçti. 8 Eylül'de Hollanda'yla yapacağımız maç öncesinde yaşanan bu gelişme hiç iyi olmadı. Çünkü bu adam bu takımı toparlar.

Halbuki biz Abdullah Avcı'ya güzel bir çıkış yakalarken, Hollanda Bert van Marwijk'in önderliği ve Arjen Robben'in bencilliğiyle birlikte sıkıcı bir futbol oynuyordu. 2010 Dünya Kupası finalinden sonra kendilerini favori olarak görüyorlardı ancak evdeki hesap çarşıya uymadı ve Hollanda Euro 2012'den sıfır çekerek ayrıldı. Şimdi, kurt hoca takımı baştan yaratacak ve Hollanda'yı herkesin sevdiği akıcı futbol oynayan bir takıma dönüştürecek. Yani parola ''total futbola dönüş''. Umarım Hollanda'da Louis van Gaal'in gelişiyle birlikte yaşanacak o kaçınılmaz değişim meyvelerini 8 Eylül'den sonra verir. Bizde bir turnuvaya daha gidememe tehlikesiyle karşılaşmamış oluruz.

Galatasaray Transfer Dosyası Vol. 1

Evet. Euro 2012'de bitti. Artık resmi maçlar başlayana kadar konuşulacak tek bir konu var: Transfer. Gazetelerde boy boy photoshoplu yabancı transferler görmeye başladık bile çoktan ancak ben Galatasaray'ın sadece borsaya bildirilen transferlerine yer vermek istiyorum. 

Galatasaray geçtiğimiz sezonu oldukça dar bir kadroyla tamamlamıştı. Belki 11 olarak en iyisiydi ancak 23 kişilik kadro düşünüldüğünde en iyi değildi. Transferde öncelik olarak Dany Nounkeu ve Umut Bulut transferlerine bu açıdan bakmak lazım.

Dany Nounkeu: Fatih Hoca değişik pozisyonlarda oynayabilen oyuncuları çok sever. Dany'de aynen böyle bir oyuncu. Asıl bölgesi stoper. Topla arası iyi olduğundan kanat beklerinde ve ön liberoda da oynayabiliyor. Boyu bir stoper için çok uzun değil 1.84 cm. Ancak iyi sıçradığından hava toplarında sorun yaşamıyor. Ujfalusi ve Semih'e oranla hızlı oluşu da artısı. Avrupa maçlarında formda olduğu an kadroya girebilir ancak ligde kontenjan sebebiyle sıklıkla yedek kulübesinde görebiliriz kendisini. Tabi bu biraz da Ujfalusi'nin performansına bağlı olacak.

Umut Bulut: Toulouse'da sezona iyi başlamıştı ancak ligin ortasından itibaren pek forma yüzü göremedi. Trabzonspor'dan yeteri kadar tanıyoruz kendisini. Elmander'in Türk versiyonu. Orta sahaya müthiş yardımcı oluyor. Evde de halıya kanepeye pres yapıyor olabilir. Çok fazla pozisyona giriyor ancak pozisyonları değerlendirme konusunda o kadar da başarılı değil. Bunu Umut'u kötülemek için söylemiyorum sonuç olarak belli bir standardı tutturmuş. Trabzonspor kariyeri boyunca gol sayısı bakımından hep çift haneleri yakalamış. En büyük avantajı pasaportu. Eğer bir yabancı forvet transferi daha yapılırsa kontenjan sayesinde kendisini lig maçlarında sık sık ilk onbirde izleyebiliriz.

Ancak herşeye rağmen geciken Felipe Melo, golcü ve kanat oyuncu problemleri büyük soru işareti. Buna Hamit Altıntop transferini de ekleyebiliriz. Artık futbolcular bir bir sözleşme imzalamaya başladılar ve Galatasaray'ın elini çabuk tutması gerekiyor. Mevcut kadroyla ligi götürebilirsiniz ancak Şampiyonlar Ligi'ne doğrudan katılıyorsanız kalite şart. Aslında transferler için çok fazla gecikti diyemeyiz ancak Ünal Aysal'ın sürekli 25 Haziran'ı işaret etmesi böyle bir algı oluşturdu.


6 Temmuz 2012 Cuma

Dikkat! Bu Bir Sosyal Sorumluluk Projesidir


Muhtemelen bu konu hakkında başka yerlerde yazılar okumuşsunuzdur ama kendimi ne kadar tutmak istesem de hakkında birkaç şey karalamadan geçmek istemedim. 

Evet konuya gelecek olursak yukarıda gördüğünüz forma Brezilya Serie B'de mücadele eden Vitoria'ya ait. Takımın orjinal renkleri kırmızı siyah ve yatay çubuklu bir forması mevcut. Kulüp bu sezon aldığı kararla taraftarlarını şok ediyor çünkü o bilinen kırmızı siyah forma yerini siyah beyaza bırakıyor ayrıca göğüs reklamı da yok. Nasıl ya?!?! diyen taraftarlar gerekçeyi öğrendiğinde ise bu takımı tuttuğu için gurur duyuyor çünkü Vitoria'nın bu sezon renklerde değişiklik yapmasının sebebi ülkede kan bağışına dikkat çekmek(Burada bu konudan bahsettiğimize göre yöntemin doğruluğunu sorgulamaya hiç gerek yok).

Kulübün orjinal renklerine dönüşü ise oldukça şık bir şekilde kurgulanmış. Kan bağışı için belirli hedefler var(Tabiki bu hedeflerin ne olduğunu bilmiyorum). Hedeflere ulaşıldıkça alttan üste doğru beyaz çubuklar sırasıyla kırmızıya dönüşecek ve forma eski görüntüsüne kavuşacak Böylelikle kulüp; sosyal sorumluluk adına çok önemli bir projeye imza atmış, taraflı tarafsız herkesin sempatisini kazanmış, hatta sponsorların da dikkatını çekmiş olacak. Yani tek taşla kuş katliamı söz konusu. 

Bu proje ülkemiz kulüplerinin yaptığı gibi sponsor bulamadıktan sonra bari topluma cici görüneyim amacıyla yapılmış bir proje değil daha çok Barcelona'nın ücret almadan formasında Unicef''in logosunu taşıyıp üstüne para vermesine benziyor. Bu yüzden de takdiri çok mu çok hakediyor.


About