3 Temmuz 2012 Salı

Bursaspor Yeni Formalarını Tanıttı

İşte Bursaspor'un 2012-2013 sezonunda giyeceği formalar

İlk forma Bursaspor'un da artık klasik haline getirdiği enine çubuklu diğer tabiriyle Celtics forması. Yaka detayı İtalya'dan. Fiyatı 80 TL.


İkinci forma İznik-Çini ismini almış. Turkuaz forma gayet güzel. Armayla sponspor logonun üzerinden geçen şerit oldukça sık olmuş. Zaten Puma, Euro 2012'de de bu detayı hem Çek Cumhuriyeti hemde İtalya formalarında kullanmıştı. Fiyatı 75 TL.



Üçüncü formanın ismi Uludağ. Beyaz ağırlıklı formada yine İznik-Çini formasındaki detayın aynısı bulunuyor.  Forma güzel ancak iki tane aynı tip formanın üretilmesini oldukça saçma buldum. Fiyatı 75 TL.


Son formanın ismi Yeşil Bursa. İnce beyaz çizgilerle ve kolların ucundaki kalın beyaz şeritlerle detaylandırılmış. Fiyatı 75 TL.



2 Temmuz 2012 Pazartesi

Akıl Almaz Veda



Beşiktaş'ta adının kolay kolay konulamayacağı işler yapılıyor. Buna son olarak geçtiğimiz sezonun açık ara en açık oyuncusu Egemen Korkmaz katıldı.

Yeni gelen yönetim futbolculardan sözleşmelerinde indirime gitmesini istemişti ve bu teklife ilk karşı çıkan isimdi Egemen Korkmaz. Sezonu 50 maç oynayarak tamamlamıştı ve sözleşmesi ağırlıklı olarak maç başı olarak yapıldığı için de sağlam bir ödeme almalıydı. Önce indirime gitmezse satılacağı iddia edildi. Arkasına mevcut şartları korunarak sözleşmesi uzatıldı. Bugün(2 Temmuz) itibarıyla ise Egemen Korkmaz ile Beşiktaş'ın yolları ayrıldı.

Egemen Korkmaz'ı diğer herhangi bir futbolcudan ayıran birçok özellik var. Öncelikle Türk olması. Pasaport, TFF'nin kısıtlamasıyla birlikte önümüzdeki yıllarda çok daha değerli bir hale gelecek. Hal böyleyken Egemen'den vazgeçilmesi fantastik bir hamle gibi görünüyor. Tüm bunların yanında Egemen; lider, bölgesinde açık ara en iyi yerli, geçtiğimiz sezon 50 maça çıkmış bir isim.

Yeni yönetimin mottosu Beşiktaş'ı bulunduğu durumdan alıp düzlüğe çıkarmaktı ancak yapılan bu hamlenin geri dönüşü çok daha acı olacak gibi görünüyor. Hem böylesine kaliteli bir oyuncudan vazgeçiliyor hem de şampiyonluk yolunda rakip takımların Egemen gibi bir futbolcuya hemen hemen hiç bonservis ücreti ödemeden transfer edebilmesine müsade ediliyor. Olcay Şahan'a 1 milyon euro verilen yerde Egemen'e 1.4 +  bir miktar maç başı ücret verilememesini özetleyebilecek en güzel cümle ''zincirleme yönetim hatası'' olabilirdi.

Adam Yeniköy Kasabı Beyler



Futbolculuk Dönemi

Real Madrid ile 74-75, 75-76, 77-78, 78-79, 79-80 La Liga şampiyonlukları

Real Madrid ile  74, 75, 80, 82 Copa Del Rey şampiyonlukları

Teknik Direktörlük Dönemi

İspanya ile 2010 Dünya Kupası şampiyonluğu

İspanya ile 2012 Avrupa Futbol Turnuvası şampiyonluğu

Real Madrid ile 2000-2001, 2002-2003 La Liga şampiyonlukları

Real Madrid ile 2001 İspanya Süper Kupası şampiyonluğu 

Real Madrid ile 1999-2000, 2001-2002 Şampiyonlar Ligi şampiyonlukları

Real Madrid ile 2002 UEFA Süper Kupa şampiyonluğu

Real Madrid ile 2002 Kıtalararası Kupa şampiyonluğu

Real Madrid ile 1994 İber-Amerikan Kupası şampiyonluğu

Not: Beşiktaş, yukarıdaki başarılara sahip olan Vicente Del Bosque'yi takımdan göndermek için kendisine 9 milyon euro tazminat ödemiştir.


Bir Pirlo Geçti Euro 2012'den



Milan'ın onunla sözleşme uzatmamasından sonra düşüşün başlayacağına inananlar Juventus ile anlaşıp şampiyonluk yürüyüşünde bayrak adamlardan biri olmasıyla hayal kırıklığına uğradılar. 

Başarılı geçilmiş bir sezonun ardından sıra Euro 2012'ye gelmişti ama İtalya, kendisine sempati besleyenler dışında kimse tarafından favori gösterilmiyordu. Sempatizanların ise tek gerekçeleri sempatileriydi zaten. 

Teknik direktör Prandelli değişik bir şeyler düşünmeliydi. Pek tabi savunma ağırlıklı bir futbol oynayabilirdi. Ne de olsa bu İtalya'nın genlerinde vardı. Ama arka arkaya gelen sakatlıklar ve Prandelli'nin futbol anlayışı buna müsade etmedi. O'da askerlerle dolu takımda komutanlığı Pirlo'ya vermeyi tercih etti. Saha içindeki lider de saha dışındakinin güvenini asla boşa çıkarmayacaktı... 

Herkesin bitik dediği, şike soruşturmaları ve sakatlıklarla Euro 2012'ye gelen Azzuri, Pirlo'nun önderliğinde  bir İtalya klasiği olan işi son maça bırakma huyuna rağmen gruptan çıkmayı bildi ve çeyrek finalde  İngiltere ile eşleşti. Çok fazla yumruk attı Pirlo ama yıkmak için penaltı atışlarını beklemek zorunda kaldı. Penaltı sırası ona geldiğinde karşısında ergen hareketleri yapan Joe Hart'a: ''iki dakika adam ol'' dercesine Panenka penaltısıyla cevap verdi ve takımını yarı finale taşıdı.

Yarı final ayrı bir hikayeydi onun için çünkü İtalya resmi maçlarda henüz Almanya'ya kaybetmemişti. Ayrıca bir Joe Hart krizi yaşayan Almanlar, Pirlo'nun ismi(Andrea) ile dalga geçiyorlardı. Komutan, bir ''olm bak git'' de Almanya'ya çekti ve rakibini 2-1'le geçti. 

Sıra finale gelmişti. Rakip İspanyollar. Grup maçlarında skor olarak üstünlük kurulamamıştı ama oyun olarak daha iyiydi İtalya. Pirlo, koleksiyonda kalan tek boşluğu doldurmak istiyordu, İspanya ise üçte üç yaparak damgasını vurmak. Turnuva boyunca büyük bir karakter ortaya koyarak izleyicilerin sevgisini, saygısını kazanan Pirlo finalde gülemedi. Olsun sonuçta turnuva başlamadan favoriler arasında bile gösterilmeyen İtalya'nın ''catenaccio'' oynamadan da başarılı olabileceğini, kupayı kazanmadığı bir turnuvada gönüllerin şampiyonu olabileceğini ''O'' ispatlamadı mı ? 

Dominantlığın Böylesi



Ve bitti. İspanya, İtalya'yı turnuvanın en farklı skoruyla 4-0 yenerek kupaya uzandı. Arka arkaya üç uluslararası kupayı kazanarak da bu alanda kırılması zor kırılacak olan bir rekorun sahibi oldu. Euro 2008, World Cup 2010, Euro 2012.

Turnuvanın başında favoriydi İspanya ancak sakatlıkların ve rakip takımların defans dörtlüsünün önüne bir dörtlü daha koyarak oluşturduğu duvarı aşmakta zorlanınca ayağa pas oyunları zevk vermez hale gelmişti. Bu herkesin İspanya'nın artık tahtından inme zamanı geldiğine inanmasına sebep oldu. İtalya ise defansif oyununun üzerine keyifli oynamaya da başlayınca hem maçları hem de tarafsız kesimin sempatisini kazanmayı başardı. 

İki ekibin gruptaki karşılaşmasında İtalya, rakibine karşı daha üstün bir futbol sergileyince ve finale kadar gösterdikleri performanslar da düşünülünce İtalya sempatiyle birlikte biraz daha öne çıkar gibi oldu. Ancak final maçı başladığında İspanya, o eski dominant yüzünü tekrar gösterdi. Pique-Ramos ikilisi  Balotelli ve Cassano'yu sahadan sildi. Xavi, turnuvadaki en iyi oyununun yanında defansif anlamda Pirlo'yu müthiş kitledi. Boğalar yakaladıkları pozisyonları da değerlendirince ilk yarı 2-0'lık üstünlük geliverdi. İkinci yarının henüz başlarında İtalya 3. değişiklik hakkını kullanmıştı ancak Motta sakatlandı ve zaten 2-0 geride olan İtalya aynı zamanda sahada eksik kaldı ve değişiklik hakkı da kalmadığı için maç zaten orada bitti. İspanya kalan dakikalarda önde basmak mı dersin, verkaçlar mı dersin, topla birlikte sıfıra kadar inmek mi dersin her türlü varyasyonu deneyerek kendi açılarından oldukça zevkli bir oyun sergiledi. Maçın bitimine doğru 2 gol daha bularak da finali 4-0 kazandı. Bu 4-0'lık skor Avrupa Futbol Şampiyonası'nın en farklı final skoru olarak tarihe geçti.

David Villa ve Carles Puyol gibi aslında ilk onbir futbolcularının sakatlık sebebiyle yer almadığı turnuvanın finalinde hemde 92 senedir resmi karşılaşmalarda yenemediği(90 dakikalar içinde) bir takıma karşı  4 farklı skor yakalayabilen İspanya,  27.2 gibi futbolcuların en verimli çağlarında olduğu bir yaş ortalamasının da verdiği avantajla uzun yıllar daha devam edebilecek bir hanedanlığa sahip olduğunu ispatladı. 

About